The Relationship Between EHRA and Mediterranean Diet Scores in Patients with Atrial Fibrillation: Evaluation of Dietary Approaches in Patients Undergoing Cathether Ablation Therapy
Eskisehir medical journal (Online), vol.6, no.2, pp.145-150, 2025 (TRDizin)
- Publication Type: Article / Article
- Volume: 6 Issue: 2
- Publication Date: 2025
- Doi Number: 10.48176/esmj.2025.196
- Journal Name: Eskisehir medical journal (Online)
- Journal Indexes: TR DİZİN (ULAKBİM)
- Page Numbers: pp.145-150
- Kütahya Health Sciences University Affiliated: No
Abstract
Introduction: Atrial fibrillation (AF) is a common arrhythmia associated with increased morbidity and mortality. Symptom severity in AF patients is classified using the European Heart Rhythm Association (EHRA) score. While AF development is multifactorial, dietary patterns may play a role in its progression and symptom burden. The Mediterranean diet (MD), known for its cardioprotective effects, has been associated with reduced cardiovascular risk factors. However, its relationship with AF symptom severity remains underexplored. This study investigates the association between Mediterranean Diet Score (MDS) and EHRA scores in AF patients. Methods: This cross-sectional study included AF patients from a cardiology outpatient clinic. Patients were classified into four groups based on EHRA scores. Adherence to the Mediterranean diet was assessed using a 14-item questionnaire, with scores categorized as low (≤5), moderate (6-9), or high (≥10). Statistical analyses were conducted to evaluate the correlation between MDS and EHRA scores. Results: Higher MDS was significantly associated with lower EHRA scores (p < 0.001). A strong inverse correlation was observed between MDS and EHRA scores (Pearson r = -0.61, p < 0.0001; Spearman r = -0.63, p < 0.0001). While no significant differences in macronutrient intake were found among EHRA groups, patients with higher EHRA scores tended to consume slightly more calories, suggesting dietary quality rather than total intake may impact AF symptom severity. Conclusion: Greater adherence to the Mediterranean diet is associated with lower symptom burden in AF patients. These findings highlight the potential role of dietary interventions as a non-pharmacological approach to AF management. Future studies, including randomized controlled trials, are needed to further explore dietary modifications as part of comprehensive AF treatment strategies.
Giriş: Atriyal fibrilasyon (AF), artmış morbidite ve mortalite ile ilişkili yaygın bir aritmidir. AF hastalarında semptom şiddeti, Avrupa Kalp Ritmi Derneği (EHRA) skoru ile sınıflandırılmaktadır. AF gelişimi çok faktörlü bir süreç olup, beslenme alışkanlıklarının hastalığın ilerlemesi ve semptom yükü üzerinde etkili olabileceği düşünülmektedir. Kardiyoprotektif etkileriyle bilinen Akdeniz diyeti (AD), kardiyovasküler risk faktörlerinin azalmasıyla ilişkilidir. Ancak, Akdeniz diyetine uyumun AF semptom şiddeti ile ilişkisi yeterince araştırılmamıştır. Bu çalışmada, Akdeniz Diyeti Skoru (MDS) ile EHRA skorları arasındaki ilişki incelenmiştir. Yöntemler: Bu kesitsel çalışmaya kardiyoloji polikliniğine başvuran AF hastaları dahil edilmiştir. Hastalar EHRA skorlarına göre dört gruba ayrılmıştır. Akdeniz diyetine uyum, 14 maddelik bir anket kullanılarak değerlendirilmiş ve skorlar düşük (≤5), orta (6-9) ve yüksek (≥10) olarak sınıflandırılmıştır. MDS ile EHRA skorları arasındaki ilişkiyi değerlendirmek için istatistiksel analizler gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Daha yüksek MDS, anlamlı şekilde daha düşük EHRA skorları ile ilişkilendirilmiştir (p < 0,001). MDS ile EHRA skorları arasında güçlü ters bir korelasyon bulunmuştur (Pearson r = -0.61, p < 0,0001; Spearman r = -0.63, p < 0,0001). EHRA grupları arasında makro besin alımında anlamlı bir fark bulunmazken, daha yüksek EHRA skoruna sahip hastaların biraz daha fazla kalori tükettiği gözlemlenmiştir. Bu durum, AF semptom şiddetinin belirlenmesinde toplam kalori alımından ziyade diyet kalitesinin daha önemli olabileceğini düşündürmektedir. Sonuç: Akdeniz diyetine daha yüksek uyum, AF hastalarında daha düşük semptom yükü ile ilişkilidir. Bu bulgular, beslenme müdahalelerinin AF yönetiminde farmakolojik olmayan bir yaklaşım olarak potansiyel rolünü vurgulamaktadır. Gelecekte yapılacak randomize kontrollü çalışmalar, diyet değişikliklerinin kapsamlı AF tedavi stratejilerindeki yerini daha iyi anlamamıza yardımcı olacaktır.