Rekürren Spontan Ovaryan Hiperstimülasyon Sendromu


Soysal C. , Çetin C., Demir S. C. , Ürünsak İ. F.

13. Türkiye Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Kongresi, Antalya, Türkiye, 11 - 15 Mayıs 2015, ss.116-117

  • Basıldığı Şehir: Antalya
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.116-117

Özet

REKÜRREN SPONTAN OVARYAN                                                        HİPERSTİMÜLASYON SENDROMU

                                                          C.Soysal, İ.F.Ürünsak, S.C.Demir, C.Çetin

                              Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı

 

Giriş: Ovarian hiperstimülasyon sendromu (OHSS) genellikle bir ovulasyon indüksiyonu protokolünün nadir görülen bir komplikasyonudur. Çok nadiren de spontan gelişebileceğini gösteren vaka sunumları vardır. OHSS, masif ovarian büyüme, stromada ödem, multipl ovarian kistler ve çok sayıda korpus luteum ile karakterize, steroid hormonlann aşırı üretimine bağlı olduğu düşünülen, kapiller permeabilitenin artması sonucu üçüncü boşluğa sıvı, elektrolit ve protein kaybının olduğu bir sendromdur. Bu sendromun geniş yelpazesinin bir ucunda ancak laboratuvar metodlarıyla tanımlanabilen kimyasal hiperstimülasyon, diğer ucunda hayati tehlikenin söz konusu olduğu ağır klinik tablo vardır.             

Text Box: Şekil 2  Sağ Over GörüntüsüText Box: Şekil 1 Sol Over GörüntüsüOlgu Sunumu: 27 yaşında olan hasta kliniğimize karın ağrısı nedeni ile başvurdu. Obstetrik öyküsünde vajinal doğum ile yaşayan bir erkek çocuğu mevcut ve abortus öyküsü yok. Hastanın geçirilmiş operasyonu veya eşlik eden bir hastalığı yok. Hastanın önceki spontan gebeliğinde 12. gebelik haftasında ovaryan hiperstimülasyon sendromu (OHSS)  tanısı konup 14 gün hospitalize edilip hafif OHSS tanısı ile aldığı çıkardığı takibi, albumin tedavisi uygulanmış ve kliniği geriledikten sonra hasta taburcu edilmişti. Herhangi bir yardımcı üreme tekniği kullanılmadan tekrar spontan gebe kalan hastanın mevcut gebeliğinde ultrasonografide CRL ölçümüne göre 11 hafta 4 günlük intrauterin, canlı, tek fetus izlendi. Her iki over normalden büyük, hiperstimüle görünümde olup sağ over 102*90 mm, sol over ise 103*74 mm boyutlarında idi (Şekil 1 ve Şekil 2). Batında minimal serbest sıvı mevcuttu. Laboratuar bulgularında Hb: 11,6 mg/dl, htc: 36 %, WBC: 9800 /µL, biyokimyasal belirteçleri, albumin ve total protein değerleri normaldi. Hastanın klinik takibinde fetal kalp aktivitesi olan 13 hafta 4 günlük gebeliği mevcut olup hafif OHSS tanısı ile 9 gün hospitalize edildikten sonra hastanın kliniği ve ultrason bulgularının spontan olarak gerilemesi üzerine hafif taburcu edildi.

    

Sonuç: Tekrarlayan spontan OHSS’nin etyolojisinde bazı faktörlere  karşı hipersensitivitesinin olabileceği veya reseptör (FSH reseptörü vs.) mekanizmalarında bir mutasyon olabileceği düşünülmektedir. Bununla ilgili moleküler çalışmalar hala devam etmekte olsa da YÜT kulanılmayan hastalarda da OHSS’nin gelişebileceği akılda tutulmalıdır.  

REKÜRREN SPONTAN OVARYAN                                                        HİPERSTİMÜLASYON SENDROMU

                                                          C.Soysal, İ.F.Ürünsak, S.C.Demir, C.Çetin

                              Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı

 

Giriş: Ovarian hiperstimülasyon sendromu (OHSS) genellikle bir ovulasyon indüksiyonu protokolünün nadir görülen bir komplikasyonudur. Çok nadiren de spontan gelişebileceğini gösteren vaka sunumları vardır. OHSS, masif ovarian büyüme, stromada ödem, multipl ovarian kistler ve çok sayıda korpus luteum ile karakterize, steroid hormonlann aşırı üretimine bağlı olduğu düşünülen, kapiller permeabilitenin artması sonucu üçüncü boşluğa sıvı, elektrolit ve protein kaybının olduğu bir sendromdur. Bu sendromun geniş yelpazesinin bir ucunda ancak laboratuvar metodlarıyla tanımlanabilen kimyasal hiperstimülasyon, diğer ucunda hayati tehlikenin söz konusu olduğu ağır klinik tablo vardır.             

Text Box: Şekil 2  Sağ Over GörüntüsüText Box: Şekil 1 Sol Over GörüntüsüOlgu Sunumu: 27 yaşında olan hasta kliniğimize karın ağrısı nedeni ile başvurdu. Obstetrik öyküsünde vajinal doğum ile yaşayan bir erkek çocuğu mevcut ve abortus öyküsü yok. Hastanın geçirilmiş operasyonu veya eşlik eden bir hastalığı yok. Hastanın önceki spontan gebeliğinde 12. gebelik haftasında ovaryan hiperstimülasyon sendromu (OHSS)  tanısı konup 14 gün hospitalize edilip hafif OHSS tanısı ile aldığı çıkardığı takibi, albumin tedavisi uygulanmış ve kliniği geriledikten sonra hasta taburcu edilmişti. Herhangi bir yardımcı üreme tekniği kullanılmadan tekrar spontan gebe kalan hastanın mevcut gebeliğinde ultrasonografide CRL ölçümüne göre 11 hafta 4 günlük intrauterin, canlı, tek fetus izlendi. Her iki over normalden büyük, hiperstimüle görünümde olup sağ over 102*90 mm, sol over ise 103*74 mm boyutlarında idi (Şekil 1 ve Şekil 2). Batında minimal serbest sıvı mevcuttu. Laboratuar bulgularında Hb: 11,6 mg/dl, htc: 36 %, WBC: 9800 /µL, biyokimyasal belirteçleri, albumin ve total protein değerleri normaldi. Hastanın klinik takibinde fetal kalp aktivitesi olan 13 hafta 4 günlük gebeliği mevcut olup hafif OHSS tanısı ile 9 gün hospitalize edildikten sonra hastanın kliniği ve ultrason bulgularının spontan olarak gerilemesi üzerine hafif taburcu edildi.

    

Sonuç: Tekrarlayan spontan OHSS’nin etyolojisinde bazı faktörlere  karşı hipersensitivitesinin olabileceği veya reseptör (FSH reseptörü vs.) mekanizmalarında bir mutasyon olabileceği düşünülmektedir. Bununla ilgili moleküler çalışmalar hala devam etmekte olsa da YÜT kulanılmayan hastalarda da OHSS’nin gelişebileceği akılda tutulmalıdır.