Purpose – In the new advertising era that began in 1994, the emergence of the internet and technological advances in digital advertising have led to a significant reallocation of spending from traditional advertising to digital advertising. In 2024, global advertising spending is expected to reach $917 billion, up from $845 billion the previous year. This figure represents an annual growth of approximately 8.5%. Compared globally, the US, the largest advertising market, ranks first in the ranking of economies by advertising expenditure. It is assumed that the country's spending in the advertising market will reach approximately $420 billion. The purpose of this study is to examine how technology affects advertising spending in the US economy over the 1997-2022 time period. Internet usage and cellular data variables were used as technology parameters. Design/methodology/approach – Short-term and long-term relationships between the series were determined by choosing the Autoregressive Distributed Lag (ARDL) Lag bounds test in line with the Phillips-Perron and Dickey-Fuller GLS unit root test findings. Diagnostic tests including autocorrelation, heteroscedasticity, normality and identification error assumptions of the model were conducted, and CUSUM and CUSUM squares tests were applied for the stability condition of parameter estimates. Results – The short- and long-term interaction findings between the variables confirm that technology increases advertising expenditures. At the same time, the error correction term indicating that one-term lagged values of the residuals were included in the model provides evidence that deviation from a possible balance in the short term is corrected and reaches balance in the long term. Discussion – The results indicate that more personalized and target-oriented digital campaigns should be focused on in order to maximize investment returns in the advertising market and effectively reach specific audiences. In addition, creating and increasing brand loyalty of consumers towards the product or service positively affects the profit maximization goal of the producers as it reduces the demand elasticity of the advertisement.
Amaç – 1994 yılında başlayan yeni reklam çağında, internetin ortaya çıkması ve dijital reklamcılıktaki teknolojik ilerlemeler, harcamaların geleneksel reklamcılıktan dijital reklamcılığa doğru ciddi bir şekilde yeniden tahsis edilmesine yol açmıştır. 2024’te, küresel reklam harcamalarının bir önceki yıla göre 845 milyar dolardan 917 milyar dolara ulaşması beklenmektedir. Bu rakam, yıllık olarak yaklaşık %8,5’lik bir büyümeyi temsil etmektedir. Küresel olarak karşılaştırıldığında en büyük reklamcılık pazarı olan ABD, reklam harcamalarına göre ekonomiler sıralamasında birinci durumdadır. Ülkenin reklamcılık pazarındaki harcamalarının yaklaşık 420 milyar dolara ulaşacağı varsayılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, 1997-2022 zaman diliminde ABD ekonomisinde teknolojinin reklam harcamalarını nasıl etkilediğini incelemektir. Teknoloji parametreleri olarak internet kullanımı ve hücresel veri değişkenleri kullanılmıştır. Yöntem – Seriler arasındaki kısa ve uzun vadeli ilişkiler, Phillips-Perron ve Dickey-Fuller GLS birim kök sınama bulguları doğrultusunda Gecikmesi Dağıtılmış Otoregresif (ARDL) sınır testi tercih edilerek belirlenmiştir. Modelin otokorelasyon, değişen varyans, normallik ve tanımlama hatası varsayımlarını içeren tanısal sınamalar yapılmış, parametre tahminlerinin istikrar koşulu için CUSUM ve CUSUM kareler testleri uygulanmıştır. Bulgular – Değişkenler arasındaki kısa ve uzun vadeli etkileşim bulguları, teknolojinin reklam harcamalarını artırdığını doğrulamaktadır. Aynı zamanda kalıntıların bir dönem gecikmeli değerlerinin modele dâhil edildiğini gösteren hata düzeltme terimi, kısa vadede oluşabilecek bir dengeden sapmanın düzelerek uzun vadede dengeye ulaştığının kanıtlarını sunmaktadır. Tartışma- Sonuçlar, reklamcılık pazarında yatırım getirilerini en üst düzeye çıkarmak ve belirli kitlelere etkili bir şekilde ulaşmak için daha kişiselleştirilmiş ve hedef odaklı dijital kampanyalara yoğunlaşılması gerektiğine işaret etmektedir. Ayrıca tüketicilerin ürün ya da hizmete karşı marka sadakatinin oluşturulması ve artırılması, reklamın talep esnekliğini azaltacağı için üreticilerin kâr maksimizasyonu hedefini olumlu etkilemektedir.