Türk Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Vakfı 10. İlkbahar Toplantısı, Antalya, Turkey, 17 - 20 April 2025, pp.76, (Summary Text)
Amaç: Benign ve malign kutanöz lezyonların vücutta en sık (%80) görüldüğü alan baş – boyun bölgesidir. Benign lezyonlar içerisinde en sık intradermal nevüs izlenirken en sık görülen kutanöz malignite bazal hücreli karsinomdur. İster benign, ister malign olsun bu lezyonların tedavisinde ilk tercih edilen yöntem cerrahi eksizyondur. Eksizyon sonrası primer onarım, lokal flepler ve cilt greftleri ile rekonstrüksiyon tercih edilebilir. Bu çalışma, üçüncü basamak bir Kulak Burun Boğaz Hastalıkları kliniğinde opere edilen hastaların yönetimini ve sonuçlarını değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Çalışma, histopatolojik sonuçları, cerrahi sınır durumu, rekonstrüksiyon teknikleri ve komplikasyonları analiz ederek kutanöz lezyonların tedavi yaklaşımlarına katkı sağlamayı hedeflemektedir.
Gereç ve Yöntem: Çalışmada Nisan 2024- Şubat 2025 tarihleri arasında kliniğimizde baş – boyun bölgesinden benign/ malign lezyon eksizyonu yapılan hastaların retrospektif bir analizi yapılmıştır. Demografik veriler, histopatolojik tanılar, rekonstrüksiyon yöntemleri (primer onarım, lokal flepler ve cilt greftleri), cerrahi sınır durumu, revizyon cerrahi gereksinimi ve postoperatif komplikasyonlar değerlendirilmiştir.
Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 114 hastanın 65’i erkek (%57); 49’u kadın (%42) olarak bulunmuştur. Hastaların ortalama yaşı 54,15 (30-92 yaş)’tir. Benign lezyonlar tüm olguların %58’ini oluşturmaktadır ve en sık görülen benign lezyon intradermal nevüs (%17,39)’tür. Malign lezyonlar ise tüm olguların %42’sini oluşturmaktadır ve en sık bazal hücreli karsinom (%63,6) tespit edilmiştir. Malign olgularda postoperatif cerrahi sınır pozitifliği %14,3 olarak bulunmuştur. Eksizyon sonrası 79 hastada primer onarım, 35 hastada ise lokal flep veya deri grefti ile rekonstrüksiyon yapılmıştır.
Sonuç: Baş- boyunda bölgesinde benign ve malign kutanöz lezyonlar son derece yaygındır ve çok geniş histolojik çeşitliliğe sahiptir. Bu çalışmada lezyonların klinik özellikleri, histolojisini ve uygulanan cerrahi tedavi yöntemleri gözden geçirilmiş ve elde edilen bulguların literatür ile benzer olduğu görülmüştür. Malignite açısından şüpheli lezyonların tanınması erken tedavi olanağı sağlar. Bu nedenle yalnızca Dermatoloji ve Plastik Rekonstrüktif Cerrahi hekimlerinin değil, Kulak Burun Boğaz Hastalıkları uzmanlarının da kutanöz lezyonların tanı, tedavi ve rekonstrüksiyonu hakkında bilgi sahibi olmaları elzemdir.