Endodontic Management of Separated Instruments: Two Case Reports


Sayın Z. B.

32. İZMİR DİŞHEKİMLERİ ODASI ULUSLARARASI BİLİMSEL KONGRE VE SERGİSİ & 1. EGE BÖLGESİ DİŞHEKİMLERİ ODALARI KONGRE VE SERGİSİ, İzmir, Turkey, 20 - 23 November 2025, pp.537-538, (Summary Text)

  • Publication Type: Conference Paper / Summary Text
  • City: İzmir
  • Country: Turkey
  • Page Numbers: pp.537-538
  • Kütahya Health Sciences University Affiliated: Yes

Abstract

Endodontic Management of Separated Instruments: Two Case Reports Poster Abstract Zülal Büşra Sayın1 , Ecenur Tuzcu Sarıyer1 1 Kütahya Health Sciences University Objective: The presence of a separated instrument is a significant complication that can negatively affect the success of root canal treatment. This case report aims to demonstrate different clinical management approaches for separated instruments during endodontic therapy. Case Description: Case 1: A healthy 19-year-old female presented with percussion sensitivity on tooth #26. Radiographic evaluation revealed a previously treated tooth with an unfilled mesial canal and short obturation in the palatal canal. Retreatment was indicated. During removal of the previous filling, a retreatment file fractured in the coronal third of the distal canal. In the second session, the fragment was successfully removed using an ultrasonic device. Chemo-mechanical preparation and passive ultrasonic irrigation were completed, followed by obturation and coronal restoration. Follow-up visits confirmed the tooth remained asymptomatic. Case 2: A healthy 18-year-old male presented with a large periapical lesion associated with tooth #22, which was asymptomatic and non-vital. After chemo-mechanical preparation, calcium hydroxide was placed as an intracanal medicament. During the second session, a #10 K-file fractured within the hardened medicament, located 0.5–1 mm beyond the apical constriction. The fragment could not be retrieved; however, ultrasonic activation enhanced irrigation and disinfection, allowing completion of treatment. At 18-month followup, the tooth remained asymptomatic, and complete radiographic healing of the lesion was confirmed. Results: In the first case, the separated instrument was successfully removed and the tooth remained asymptomatic. In the second, despite the retained fragment, disinfection was sufficient to achieve complete periapical healing. Conclusion: Separated instruments may compromise prognosis but can be effectively managed with accurate diagnosis, appropriate tools, and meticulous clinical techniques. These cases highlight the effectiveness of ultrasonic systems and the success of conservative endodontic approaches. Keywords: Instrument fracture; Periapical lesion; Ultrasonic device

Kırık Aletlerin Endodontik Yönetimi: İki Olgu Sunumu Poster Bildiri Zülal Büşra Sayın1 , Ecenur Tuzcu Sarıyer1 1 Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Amaç: Kırık alet varlığı, kök kanal tedavisinin başarısını olumsuz etkileyebilen önemli bir komplikasyondur. Bu olgu sunumunun amacı, endodontik tedavi sürecinde kırık aletlerin farklı klinik yaklaşımlarla nasıl yönetilebileceğini göstermektir. Olgu Tanımlaması: Olgu 1: Sağlıklı 19 yaşında bir kadın hastada, 26 numaralı dişte perküsyon hassasiyeti saptandı. Radyografide, mesial kanalın doldurulmadığı ve palatinal kanalın kısa obture edildiği gözlendi. Retreatment endikasyonu konuldu. Eski dolgu uzaklaştırılırken distal kanalda retreatment eğesi kırıldı. İkinci seansta ultrasonik cihaz yardımıyla kırık alet çıkarıldı. Kemomekanik preparasyon ve pasif ultrasonik irrigasyon tamamlandı, kök kanalları doldurulup koronal restorasyon yapıldı. Takiplerde diş asemptomatik bulundu. Olgu 2: Sağlıklı 18 yaşında erkek hastada, 22 numaralı dişin periapikal bölgesinde geniş bir lezyon saptandı. Diş asemptomatikti ve vitalite testlerine negatif yanıt verdi. İlk seansta kemomekanik preparasyon sonrası kanal içine kalsiyum hidroksit yerleştirildi. İkinci seansta medikament uzaklaştırılırken #10 K-tipi eğe, sertleşmiş materyal içinde kırıldı. Eğenin apikal daralımın 0,5–1 mm ötesinde konumlandığı tespit edildi. Kırık alet çıkarılamadı ancak ultrasonik aktivasyonla irrigasyon etkinliği artırılarak tedavi tamamlandı. On sekiz aylık takipte diş asemptomatikti ve periapikal lezyonun tamamen iyileştiği radyografik olarak doğrulandı. Bulgular: Birinci olguda kırık alet ultrasonik cihazla çıkarılmış, diş asemptomatik kalmıştır. İkinci olguda çıkarılamayan eğeye rağmen etkin irrigasyon ve dezenfeksiyonla iyileşme sağlanmıştır. Sonuç: Kırık alet varlığı prognozu olumsuz etkileyebilir, ancak uygun ekipman, doğru tanı ve dikkatli klinik uygulama ile yönetilebilir. Bu olgular, ultrasonik sistemlerin etkinliğini ve konservatif tedavi yaklaşımlarının başarısını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Alet kırığı; Periapikal lezyon; Ultrasonik cihaz