Digitally Designed Unilateral Maxillary Fixed Distalization Appliance: A Case Report


Creative Commons License

Bircan M., Akkoç S., Tunca Y.

32.İzmir Dişhekimleri Odası Uluslararası Bilimsel Kongre ve Sergisi & 1. Ege Bölgesi Dişhekimleri Odaları Bilimsel Kongre ve Sergisi, İzmir, Turkey, 20 - 23 November 2025, pp.635-636, (Summary Text)

  • Publication Type: Conference Paper / Summary Text
  • City: İzmir
  • Country: Turkey
  • Page Numbers: pp.635-636
  • Kütahya Health Sciences University Affiliated: Yes

Abstract

Aim: It is essential to preserve the spaces that occur in the dental arch following the premature loss of primary teeth before their physiological exfoliation. Otherwise, a reduction in arch length and the migration of adjacent teeth into the extraction space may occur, which can lead to secondary crowding, alterations in vertical dimension, and eruption disturbances of the permanent teeth, ultimately resulting in the development of malocclusion. Space loss is most pronounced after early loss of primary second molars. To regain lost arch length, intraoral distalization appliances removable or fixed can be used. This case report presents the recovery of space loss in the maxillary arch due to premature loss and non-maintenance of primary molars using a fixed distalization appliance.

Case Description: A 10-year-old male patient presented to our clinic with complaints of dental crowding and caries. Medical history revealed that the patient was systemically healthy with no known allergies. Extraoral examination showed no pathological findings. Intraoral examination revealed premature loss of teeth #64 and #65 without space maintainer placement, resulting in mesial migration of the maxillary permanent first molar and inadequate arch length for premolar eruption. After completing necessary treatments in the maxilla, a unilaterally fixed distalization appliance digitally designed in 3D was planned. The activation protocol included one turn per week during the first month and two turns per week thereafter.

Results: Sufficient arch length was achieved after four months, and the appliance was maintained passively for another four months. Following distalization, a Hawley retainer was used during premolar eruption monitoring.

Conclusion: This case underscores the consequences of unpreserved space after premature primary tooth loss and the value of interceptive orthodontics for space regaining in children. The use of a digital workflow–based fixed appliance improved patient comfort and motivation while enhancing clinical efficiency.

Amaç: Fizyolojik eksfoliasyonu öncesi süt dişi kaybına bağlı dental arkta meydana gelen boşlukların korunması gerekmektedir. Aksi durumda, dental ark boyutunda azalma  ve komşu dişlerin boşluğa hareketi görülebilmekte; bu durum ikincil çapraşıklık, dikey boyut değişiklikleri ve daimi dişte sürme problemleri başta olmak üzere maloklüzyon gelişimiyle sonuçlanabilmektedir. Çekim boşluğu korunmadığında süt ikinci molar dişlerde daha fazla yer kaybı yaşanmaktadır. Kaybedilen ark uzunluğunu yeniden kazanmak amacıyla ağız içi distalizasyon apareyleri hareketli ya da sabit olarak planlanabilmektedir. Bu olgu sunumunda, erken kaybedilen ve yeri korunmayan üst süt molar dişlere bağlı yer kaybının sabit distalizasyon apareyi ile geri kazanımının ortaya konulması amaçlanmaktadır.

Olgu Tanımlaması: 10 yaşındaki erkek hasta, dişlerindeki çapraşıklık ve çürük şikayeti ile kliniğimize başvurmuştur. Anamnezinde hastanın sistemik olarak sağlıklı ve bilinen bir alerji öyküsü olmadığı öğrenilmiştir. Ekstraoral muayenede bir patolojiye rastlanılmamıştır. İntraoral muayenede 64 ve 65 numaralı dişlerin erken kaybı sonrası yer tutucu uygulanmadığı, üst daimi birinci molar dişin çekim boşluğuna mezialize olduğu ve premolar dişlerin erüpsiyonu için ark uzunluğunun yetersiz olduğu gözlenmiştir. Üst çenede gerekli tedavilerin tamamlanmasının ardından üç boyutlu dijital olarak tasarlanmış tek taraflı sabit distalizasyon apareyi planlanmıştır. Apareyin çevirme protokolü ilk ay haftada 1 tur, devam eden aylarda haftada 2 tur olarak uygulanmıştır.

Bulgular: Apareyin dört ay kullanımı sonrası yeterli ark uzunluğu elde edilmiş; aparey dört ay daha pasif olarak pekiştirme amacıyla kullanılmıştır. Distalizasyon protokolünün tamamlanmasının ardından premolarların ark içinde sürme takibinde hawley apareyine geçilmiştir.

Sonuç: Bu olgu, erken süt dişi kaybında yerin korunmamasının yol açtığı klinik sonuçları ve çocuklarda durdurucu ortodontik yaklaşım ile kaybedilen yerin kazanılmasının önemini vurgulamaktadır. Buna eşlik eden dijital iş akışına dayalı sabit aparey planlanması, çocuk hastanın konforunu ve motivasyonunu artırmış; klinik uygulama verimliliğine katkıda  bulunmuştur.