Treatment Management of Left Maxillary Lateral with Dens Invaginatus Anomaly: Case Report


Ataş E., Alkaç Ekici B. E.

32. İZDO Uluslararası Bilimsel Kongre ve Sergisi - 1. Ege Bölgesi Dişhekimleri Odaları Bilimsel Kongre ve Sergisi, İzmir, Turkey, 20 - 23 November 2025, pp.647-648, (Full Text)

  • Publication Type: Conference Paper / Full Text
  • City: İzmir
  • Country: Turkey
  • Page Numbers: pp.647-648
  • Kütahya Health Sciences University Affiliated: Yes

Abstract

Purpose: Dens invaginatus is a developmental anomaly defined by the invagination of the enamel organ into the dental papilla before calcification. Affected teeth may present conical shape, enlarged crown, or palatal groove. Although it can involve any tooth, it most commonly affects the maxillary lateral incisors, followed by central incisors and premolars, usually in the permanent dentition. Its etiology is unclear, though genetic and environmental factors are suspected. It may coexist with anomalies such as hypodontia, hyperdontia, or macrodontia. Often detected incidentally on radiographs, further evaluation may require CBCT. This report presents the endodontic management of a related periapical lesion.

Case Description: A 14-year-old systemically healthy female presented with pain and mobility in tooth 22. Clinical examination and anamnesis confirmed permanent dentition. Radiographs revealed dens invaginatus with chronic apical periodontitis and Class II mobility according to Miller’s classification. A CBCT scan with a 5×5 cm field of view was obtained to assess the root canal anatomy. Evaluation confirmed single canal, and nonsurgical root canal therapy was planned. After local anesthesia and rubber dam isolation, access cavity was prepared, and the working length was measured at 15.5 mm using #30 K-file. The tooth’s chemomechanical preparation was completed using a #40 rotary file 0.4 taper with 5% NaOCl and SF. Following two weeks of calcium hydroxide medication, the canal was obturated with gutta-percha and AH Plus sealer, and the tooth was restored with composite coronal restoration. Follow-up appointments were scheduled.

Results: Variations in root canal anatomy are observed in teeth with dens invaginatus anomaly. Therefore, periodic follow-up appointments were scheduled post-treatment.

Conclusion: Dens invaginatus is believed to provide a potential pathway for microorganisms, thereby increasing the pulpal and periodontal diseases risks. Its diagnosis requires careful evaluation, and treatment varies depending on the severity of the invagination and any pulpal or periapical involvement.

Keywords: Dental anomaly; dens invaginatus; root canal treatment

Amaç: Dens invaginatus, mine organının kalsifikasyonundan önce dental papilla içine invajinasyonla oluşan gelişimsel bir dental anomalidir. Etkilenen dişler konik formda, koronal olarak genişlemiş görünümde veya palatal oluğa sahip olabilmektedir. Genellikle daimi dişlerde görülmekle birlikte her iki dentisyonda da gelişebilmektedir. En sık maksiller lateral, santral ve premolar dişlerde gözlenmektedir. Etiyolojisi kesin olmamakla birlikte genetik ve çevresel etkenler rol oynamaktadır. Hipodonti, hiperdonti ve makrodonti ile birlikte görülebilmektedir. Genellikle radyografilerle teşhis edilmekte, KIBT ile detaylandırılmaktadır. Bu olgu sunumunda, sol üst lateral dişte saptanan dens invaginatus anomalisine bağlı gelişen periapikal lezyonun endodontik yönetiminin sunulması amaçlanmaktadır.

Olgu Tanımlaması: Sistemik olarak sağlıklı, 14 yaşındaki kız hasta 22 numaralı dişinde ağrı ve mobilite şikayetiyle kliniğimize başvurmuştur. Alınan anamnez ve klinik muayene sonucunda hastanın daimi dişlenme döneminde olduğu belirlenmiştir. Yapılan radyografik değerlendirmede ilgili dişte dens invaginatus gözlenmiştir. Ayrıca, ilgili dişte kronik apikal periodontitis ve bununla ilişkili Miller’a göre sınıf 2 mobilite saptanmıştır. Daha detaylı bir kök kanal sistemi incelemesi için 5x5 fow aralığında KIBT alınmıştır. Yapılan değerlendirmede 22 numaralı dişin tek kanallı olduğu belirlenerek kök kanal tedavisi uygulanmasına karar verilmiştir. Tedavinin ilk seansında uygulanan lokal anestezi ve rubber dam izolasyonu sonrasında giriş kavitesi açılmış, kök kanal boyunun #30 K-file eğe ile 15.5 mm olduğu belirlenmiştir. %5 NaOCl ve SF irrigasyonları ve 0.4 açılı #40 rotary eğe ile dişin kemomekanik preparasyonu tamamlanmıştır. Kalsiyum hidroksit medikamenti yerleştirildikten iki hafta sonra, kanal gütta-perka kon ve AH Plus kök kanal patı kullanılarak doldurulmuş ve kompozit restorasyon yapılmıştır.

Bulgular: Dens invaginatus anomalisine sahip dişlerde kök kanal anatomisi varyasyonları görülmektedir. Bu sebeple hastaya tedavi sonrası aralıklı takip randevuları planlanmıştır.

Sonuç: Dens invaginatusun, mikroorganizmalar için potansiyel geçiş yolu sağlayarak pulpal ve periodontal hastalık riskini artırdığı düşünülmektedir. Teşhisi dikkatli bir değerlendirme gerektirmekte, tedavisi ise invajinasyonun ve pulpal ve/veya periapikal hastalıkların şiddetine bağlı olarak değişkenlik gösterebilmektedir.

Anahtar Kelimeler: Dens invaginatus; dental anomali; kök kanal tedavisi