Etodolak ın iyi ve kötü gidişli göğüs kanseri hücre hatlarında apoptotik gen ekspresyon profillerinin çıkarılması
Orun O.(Yürütücü), Mega Tiber P., Koçyiğit Sevinç S.
Yükseköğretim Kurumları Destekli Proje, BAP Araştırma Projesi, 2015 - 2016
- Proje Türü: Yükseköğretim Kurumları Destekli Proje
- Destek Programı: BAP Araştırma Projesi
- Başlama Tarihi: Temmuz 2015
- Bitiş Tarihi: Temmuz 2016
- Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Proje Özeti
Son yıllarda non-steroidal antienflamatuvar ilaç grubunun (NSAID) hücre içerisinde siklooksijenaz (Cox) enzimlerini baskılayarak prostaglandin sentezi üzerinden antikanserojenik etki gösterdiği anlaşılmıştır. Cox enzimlerinden Cox-1 pek çok farklı doku ve hücrede sürekli ekspresyon göstermekte, Cox-2 enzimi ise normalde az ya da hiç eksprese olmazken farklı ajanların etkisiyle (sitokinler, büyüme faktörleri, mitojenler vs) hızlıca indüklenerek tümör gelişimine etki etmektedir. Bu nedenle kanser tedavi çalışmaları seçici Cox-2 inhibitörleri üzerine yoğunlaşmıştır. Böyle bir Cox-2 inhibitörü olan etodolak bazı kemoterapi tedavilerinde adjuvant olarak verilmekte, ancak gastrointestinal sistemdeki yan etkileri nedeniyle kullanımı sınırlı tutulmaktadır. Biz çalışmamızda etodolak’ın iyi ve kötü gidişli göğüs kanseri hücre hatlarında (MDA-MB-231 ve MCF-7) farklı doz-süre uygulamaları sonrası moleküler apoptotik yolaklarda hangi değişiklikleri yaptığını incelemeyi amaçladık. Sonuçlarımız yüksek doz uygulanan durumda ilk 24 saat sonrası beklendiği gibi MCF-7 hücrelerinde pro-apoptotik, MDA-MB-231’lerde ise anti-apoptotik proteinlerin ekspresyonlarının değiştiğini göstermektedir. Ancak düşük doz uygulaması sonrası 72 ve 96.saatlerde bu profil tersine dönmekte, MCF-7 hücrelerinde antiapoptotik, MDA-MB-231’lerde ise pro-apoptotik proteinlerde artış gözlenmektedir. Anti apoptotik SAG ve survivin genlerinde MDA-MB-231 hücrelerinde 48 ve 72.saatlerde belirgin bir artış saptanmıştır. p53 durumunda ise değişiklik gözlenmemiştir. Bulgularımız daha önce yapılan metabolik ya da biyokimyasal çalışmalarla paralellik göstermektedir. Ayrıca düzenlenen mekanizmaların doz-süreye göre oldukça değişiklik gösterdiği görülmektedir. Hücre kültüründe gerçekleşen bu düzenlemelerin ilaç metabolizması göz önünde bulundurularak ilacın klinik uygulamaları bakımından da aydınlatıcı olacağını düşünmekteyiz