Hipertansiyon Tanısı Olan Hastalarda COVID-19 Hastalık Seyrine Etkili Faktörler
17. Ulusal Uludağ İç Hastalıkları Kongresi, Bursa, Turkey, 5 - 07 March 2021, pp.213, (Summary Text)
- Publication Type: Conference Paper / Summary Text
- City: Bursa
- Country: Turkey
- Page Numbers: pp.213
- Open Archive Collection: AVESIS Open Access Collection
- Kütahya Health Sciences University Affiliated: Yes
Abstract
GİRİŞ ve AMAÇ: COVID-19 yeni tip beta coronavirüs etkeninin neden olduğu solunum yolu enfeksiyonuna
neden olan, ayrıca mikroanjipatiye neden olarak tromboembolik komplikasyonlara neden olan bir hastalıktır.
Etken virüs Sars-Cov2 (yeni tip beta coronavirüs) anjiotensin converting enzim (ACE) reseptörleri aracılığı ile
hücre içine giriş yaptığı bilinmektedir. Yapılan araştırmalarda hipertansiyon (HT) tanısı hastalık şiddeti ile ilişkili
olduğu gösterilmiştir. Yine tedavide kullanılan ilaçların hastalığa etkisi tartışılmaya devam etmektedir. Bu
araştırmada HT tanısı olan hastalarda hastalık şiddeti ile ilişkili faktörlerin incelenmesi amaçlanmıştır.
MATERYAL ve METOD: İç Hastalıkları servisine COVID-19 tanısı ile yatırılan hastalarda HT tanısı olanlar geriye
dönük olarak taranmış ve sistemden kayıt edilmiştir. Kontrol grubu olarak İç Hastalıkları servisine COVID-19
tanısı ile yatan ve ek komorbiditesi olmayan hastalar geriye dönük olarak taranmış ve kayıt edilmiştir. Çalışmaya
18 yaş üstü, COVID-19 tanısının kesin olan, HT tanılı hastalar dahil edilmiştir. Hastaların demografik verileri, HT
tedavisi için kullandığı ilaçlar, geliş laboratuar değerleri, takipte kötü prognostik faktörlerin (crp, ferritin, fibrinojen,
d dimer, troponin, laktat, lenfosit) pik ve dip değerleri, yatış gün sayısı kayıt edildi. Bu faktörler ile klinik takip ve
laboratuar değerleri arasında ilişki istatistiksel olarak karşılaştırıldı.
SONUÇLAR: HT tanısı olan hasta grubunda 63, kontrol grubunda 63 hasta kayıt edildi. HT grubunda yaş
ortalaması 57,52 (±11,562), kontrol grubunda 51,29 (±10,01) olarak tespit edildi. HT grubunda 22 erkek ve 41
kadın, kontrol grubunda ise 37 erkek, 2 kadın hasta mevcuttu. Hastanede yatış süresi HT olan grupta istatiksel
açıdan anlamlı yüksek tespit edildi (p<0.001). Kontrol grubunda tüm hastalar taburcu edildi. HT olan grupta 4
hasta vefat etti, 59 hasta taburcu edildi. HT grubunda kötü prognostik faktörlerden crp, d dimer, fibrinojen, laktat,
troponin istatiksel açıdan anlamlı yüksek tespit edildi (p<0,05). Yine HT grubunda lenfosit sayısı anlamlı düşük
tespit edildi (p<0,05). HT grubunda biokimyasal parametrelerden üre, kreatinin, ürik asit değerleri anlamlı yüksek,
sodyum düzeyi anlamlı düşük tespit edildi. LAboratuar değerleri ile kötü prognostik faktörler arasında korelasyon
incelemesinde RBC ile crp, LDH, fibrinojen, d dimer arasında negatif yönlü ilişki tespit edilidi. Hgb ile crp,
fibrinojen ve d dimer arasında negatif yönlü ilişki tespit edildi. Ürik asit ile troponin arasında pozitif yönlü ilişki
tespit edildi. Ca ile crp, ferritin, troponin, D-dimer, fibrinojen arasında negatif yönlü ilişki tespit edildi. HT grubunda
kullanılan antihipertansif ilaçlar ile laboratuar değerleri arasında korelasyon incelendi. ARB ve diüretik kullanımı
ile ürik asit arasında pozitif yönlü ilişki, beta bloker kullanımı ile crp ve ferritin arasında negatif yönlü ilişki tespit
edildi.
TARTIŞMA ve SONUÇ: HT tanısı COVID-19 enfeksiyonu şiddeti ile doğrudan ilişkili olduğu gösterilmiştir.
Hastalık seyri incelendiğinde hastalarımızda böbrek fonksiyon testlerinin kontrol grubuna göre daha yüksek
olduğu tespit edilidi. Ayrıca enflamatuar belirteçlerin daha fazla yükseldiği, mikroanjiopati ve tromboemboli
belirteçleride yine HT grubunda daha yüksek tespit edildi. Kullanılan ilaçlar incelendiğinde ARB ve diüretik
kullanımı ile ürik asit yüksekliği arasında ilişki tespit edildi. Ayrıca ürik asit ile troponin arasında anlamlı ilişki tespit
edildi. Özellikle diüretik kullanımı kardiyak tutulumu artırabileceği düşünülmüştür. HT hastalarında muhtemel
ateroskleroz ve nefropati varlığı hastalığın sistemik komplikasyonlarının gelişiminde etkili faktörler olabileceği, bu
yönde araştırma yapılmasının faydalı olabileceği düşünülmüştür.