in: TEMEL ORTOPEDİ İŞLEMLERİ ATLASI, HASAN TATARİ, Editor, EMA TIP KİTABEVİ YAYINCILIK, İstanbul, pp.241-246, 2019
Kubital Tunel Sendromunun Cerrahi tedavisi
Giriş
Kübital tünel sendromu
ulnar sinirin duyusal ve/veya motor defisitleri ile karakterize bir durumdur.
Karpal tünel sendromunun ardından, ikinci sıklıkta görülen periferik sinir
sıkışma sendromudur. Kübital tünel sendromu dirsekte ulnar sinirin medial
epikondilin posteriorundan Osborne veya arkuat ligamanın altından geçtiği
bölgede retrokondiler fossanın distal ve proksimalinde oluşur. Bir veya daha
fazla odakta gerçekleşen sıkışmaya bağlı olduğu düşünülse de patolojinin gerçek
sebebi tam olarak bilinmemektedir. Sebep tekrarlayan veya uzamış dirsek
fleksiyonuna bağlı sinir gerilmesi veya gerilme ve sıkışmanın bir kombinasyonu
olabilir.
Literatüre
bakıldığında, kübital tünel sendromunun yıllık insidansı karpal tünel
sendromunun onda biri kadardır. Erkeklerde kadınlardan daha sık görülürken,
karpal tünel sendromunun aksine sol taraf sağdan daha sık etkilenmektedir.
Kübital tünel sendromunun bilateral görülmesi çok da nadir değildir.
Kübital
tünel üç parçadan oluşur: (1) bir kısmı humeroulnar arkad tarafından örtülmüş
olan retrokondiler oluk; (2) kübital tünel retinakulumu olarak da adlandırılan
fleksör karpi ulnaris kasının iki başı arasındaki aponevrozdan geçen ve arkuat
ligaman veya epitroklear anconeus ligamanı olarak da bilinen, humeroulnar arkad
veya Osborne ligamanı; ve (3) medial epikondilden değişken mesafelerde
yerleşebilen submusküler bantları içeren derin fleksör veya fleksör-pronator
aponevroz. 1 (Şekil 1, A). Bu aponevroz medial epikondilin 5-12 cm
distaline kadar yayılır. Matsuzaki2 ve ark. ve Hoffmann ve Siemionow1,3
tarafından tarif edilen bu submusküler zar siniri kübital tünelin distal
kesiminde örter ve retrokondiler fossanın 9 cm distaline kadar sıkışmayı ortaya
çıkarabilecek veya arttırabilecek fibröz bandlarla karakterizedir. (Şekil 1,
B). Retrokondiler alanın distalindeki sıkışmanın prevalansı sadece tahmin
edilebilebilmektedir. Vucic ve ark.larının4 MR incelemelerine göre
sıkışma bölgesi vakalarının yalnızca %38’inde retrokondiler alandaydı.
Struthers arkadının, ulnar sinirin kubital tünele girmeden önce humerus
distalindeki sıkışması üzerindeki rolü tartışmalı olsa da, sinir medial
epikondilin önüne transpose edildikten sonra sıkışmaya neden olabilmektedir.
Hasta Seçimi
Fizik Muayene
Klinik muayene kas atrofisi için inspeksiyonu; duyusal
defisit için iki nokta ayırımı testleri dahil muayeneyi; Froment ve Wartenberg
bulguları ve parmak çaprazlama testi (orta parmak işaret parmağın üzerine
gelecek biçimde) ulnar sinir tarafından inerve edilen kasların muayenesini; 0-5
aralığında kas gücü ölçümünü; dinamometre ile kavrama gücü ölçümü; Tinel
bulgusunun varlığı ve konumunu; retrokondiler oluktan kısmi veya tam
subluksasyonu ortaya koymak amacıyla ulnar sinirin tüm trasesi boyunca
palpasyonunu; dirsek ekleminin hareket açıklığı ve stabilitesinin kontrolünü ve
dirsek fleksiyon testini içermelidir.
Elektrodiagnostik Testler
Dirsek seviyesindeki
ulnar sinir sıkışmasına klinik olarak tanı konulabilmesine rağmen, cerrahi
öncesi elektrodiagnostik testler tanıyı doğrulamak, diğer anatomik bölgelerdeki
sıkışmayı dışlamak, sıkışmanın miktarını ortaya koymak ve takip eden tetkiklerde
ilerlemeyi veya düzelmeyi kıyaslayarak kayıt altına alabilmek için kuvvetle
önerilmektedir.
Sinir
ileti hızı testlerinin sonuçları uygulayıcıya oldukça bağımlıdır. Distalde
postkondiler olukta uyarının tam yerini belirlemek, özellikle de obez veya kas kitlesi
gelişmiş hastalarda oldukça zordur. Düşük cilt ısısı olan veya dirsek
fleksiyonu ile sinirin kaydığı hastalarda yanlış ölçümler alınabilir.
Cerrahi Öncesi Görüntüleme
Ultrason
ve MR’ı içeren görüntüleme yöntemler giderek önem kazanmakta ve artık elektrodiagnostik
testlerin yanında istenmesi gereken uygun tetkikler olarak kabul edilmektedir.
Elektrodiagnostik testlerin aksine bu tetkikler morfolojik değişiklikleri
direkt olarak ortaya koyar ve yerini daha net saptayabilir.
Dirsek
ekleminin, retrokondiler oluğu gösteren tanjansiyel görüntüyü içerecek biçimde,
en az iki yönlü radyografik incelemesi anatomik varyasyonları saptamamad
yardımcı olabilir. BT incelemeleri ise sadece aşırı kemik deformitesinin
bulunduğu durumlarda önerilmektedir.
Endikasyonlar
Genelde
günübirlik ayaktan hasta tedavisi şeklinde uygulanan cerrahi girişimin amacı
ulnar siniri tüm kübital tünel boyunca dekomprese ederek gevşetmektir.
Günümüzde kübital tünel sendromunun tedavisinde kabul görmüş bir çok cerrahi
prosedür mevcuttur: (1) olduğu pozisyonda gevşetme; (2) endoskopik gevşetme
(içtendışa veya dıştaniçe); (3) gevşetmenin yanında ciltaltı, kasiçi veya
kasaltı transpozisyonlar; ve (4) olduğu pozisyonda gevşetmeye ek olarak medial
epikondilektomi. Kübital tünel sendromunun tedavisinde bizim tercih ettiğimiz
yöntem ise olduğu pozisyonda endoskopik gevşetmedir. 7-11
Yeni ortaya çıkan ve 14
günü geçen aralıklı parestezi ve ağrı ile seyreden vakalarda semptomları 3 aya
kadar cerrahi dışı tedavi etmek uygun bir yöntemdir(“bekle ve gör”). Yine de nörolojik
ve elektrofizyolojik takipler önerilmektedir. Eğer bu sürenin sonunda hastada
hiçbir iyileşme bulgusu izlenmez veya iki nokta ayrımı ve kavrama gücü gibi
fizik muayene bulguları kötüleşmeye başlarsa, cerrahi tedavi seçeneği göz önünde
bulundurulmalıdır. Elektrodiagnostik ve ultrasonografik tetkiklerin negatif
olarak kaldığı, diğer nörolojik nedenlerin ekarte edildiği ancak hastanın hala
mutsuz olduğu durumlarda, cerrahi girişim (tercihen olduğu pozisyonda
endoskopik gevşetme) düşünülebilir.
Ulnar sinirin olduğu
pozisyonda açık veya endoskopik gevşetilmesi primer kübital tünel sendromunun
tedavisinde tercih edilecek yöntemdir. 7,8 Olduğu pozisyonda
gevşetme orta şiddette şikayeti olan hastaların yanında şiddetli kübital tünel
sendromunda da etkili bir yöntemdir.8 Ulnar sinir subluksasyonu olan
olgularda da olduğu pozisyonda gevşetme önerilebilir; ancak sinirin medila
epikondil üzerinde ağrılı ve instabil biçimde ileri-geri hareket ettiği
durumlarda transpozisyon endike hale gelir. Olduğu pozisyonda gevşetme dirsek
eklemin travmaya sekonder gelişen deformiteleri halinde ve epitroklear ankoneus
veya medialde triceps kası kitlesinin aşırı belirgin olduğu durumlarda da
etkilidir.
Sinirin öne
transpozisyonun daha iyi sonuç verdiğine dair kanıt bulunmadığından; açık veya
endoskopik olarak olduğu pozisyonda gevşetme, travma sonrası gelişen kübital
tünel sendromunda da tercih edilebilir.
Kontrendikasyonlar
Ulnar sinirin olduğu
pozisyonda gevşetilmesinin herhangi bir kontrendikasyonu yoktur.
Oda yerleşimi/ Hasta
pozisyonu
Olduğu pozisyonda
gevşetme işlemi hemen her zaman günübirlik, ayaktan tedavi şeklinde uygulanır.
Bazı hastalar sedasyon ve lokal anesteziyi tercih etse de, daha az kanamalı bir
cerrahi saha elde edilebilen genel anestezi sıklıkla uygulanır. Hasta operasyon
masasına supin pozisyonda yatırılır ve kol omuzdan 900 abduksiyona
alınır, dirsek fleksiyonu ve supinasyon yaptırılır.
Özel gereçler/ Ekipman/
Implantlar
Aşağıda tarif edilen endoskopik gevşetme
işlemi için özel bir endoskopi seti (Karl Storz Endoscopy) kullanılmaktadır.
Setin içerisinde 9-11 cm uzunluklarında ışıklandırmalı bir spekulum, 15 cm
gövde uzunluğuna ve künt bir uca sahip bir 300’lik endoskop, ve
enoksopik bipolar bir forseps mevcuttur.
Açık Gevşetme
6-8
cm uzunluğunda bir insizyonla retrokondiler fossa üzerinden cilt geçilir. Ulnar
siniri diseke ederken medial ve posterior cilt dallarını hasarlamamaya özen
gösterilir. Sinir ortaya konduktan sonra Osborne ligamanı ikiye ayrılır.
Distalde FKU kasının fasyası kasın iki başı arasından membranı da içerecek
biçimde yaklaşık 8 cm boyunca ayrılır. (Şekil 2) Benzer şekilde proksimale
uzanan fasya da ciltaltından Struthers arkadını bir retraktörle korunarak 6-8
cm uzunluğunda ayrılır. Sinir transpoze edilmeyecekse arkadın ayrılmasına gerek
olmamasına rağmen birçok cerrah proksimal diseksiyon sırasında muhtemelen bu
yapıyı da ayırmaktadır. Kanama kontrolü sonrsı cilt sütüre edilir ve sıkı bir
bandaj uygulanır. Genellikle splintlemeye ihtiyaç duyulmaz ve hastaların erken
dönemde kolunu serbest biçimde
oynatmasına izin verilir.
Endoksopik
Gevşetme (Hoffmann Yöntemi)
Bazen
“uzun mesafe endoskopik gevşetme” olarak da anılan bu yöntem, endoskopik
teknolojiyi kullanarak daha küçük bir insizyonla sinirin daha geniş
gevşetilmesine olanak sağlar. Hoffmann yönteminde medial epikondilin
posteriorundan 2-3 cm’lik bir insizyon yapılmasına karşın kullanılan aletler
sinirin toplamda en az 20 cm lik bir bölümünün (medial epikondilin ditsalinde
ve proksimalinde 10’ar cm) gevşetilmesine olanak tanır. Lokal anestezi ile de
yapılabilse de biz operasyonun genel anestezi altında uygulanmasını öneriyoruz.
Kolun bir Esmarch veya Martin bandajı ile kanı boşalttıktan sonra turnike
uygulamasını da önermekteyiz. Steril örtme sonrası dirseğin pasif olarak tüm
hareket açıklığı boyunca hareketi mümkün olmalıdır.
Olduğu
pozisyonda gevşetme için kol 900 abduksiyonda el masasına
yerleştirilir ve böylece cerrah kolu fleksiyona alarak ve çevirerek kübital
tünele rahat ulaşabilir. El masası normalden daha yükseğe neredeyse cerrahın
göz seviyesine yerleştirilerek daha rahat bir görüş sağlanır.
Ulnar
sinir sıklıkla retrokondiler olukta veya hemen proksimalinde palpe edilebilir.
Ulnar sinirin yeri bulunduktan veya
cerrah medial epikondil ve olekranon gibi anatomik yapıları ortaya
koyduktan sonra retrokondiler alanda doğal cilt katlantısı üzerinden 1,5-2,5 cm
uzunluğunda, tercihen uzunlamasına bir cilt insizyonu yapılır. Ardından
diseksiyon kübital tünelin çatısını oluşturan arkuat ligamana (Osborn ligamanı)
doğru derinleştirilir. Biz bu aşamada çift çatallı çengel şeklinde sinir
ekartörlerini veya Senn retraktörlerini kullanarak siniri ortaya koyuyoruz.
Bazen epitroklear ankoneus kası veya yağ dokusu bu aşamayı zorlaştırsa da yağ
dokusu bir kez sinirden uzaklaştırıldığında veya ankoneus kası ayrıldığında
sinir görünümü ve yüzeyindeki sinir damarlanmaları (vasa nervorum) yapıları
sayesinde kolaylıkla ayırtedilebilir. Ardından epifasyal tabaka insizyonun
derinliğinde kaybolmayacak biçimde göz önünde tutulurken arkuat ligaman direk
görülerek ayrılabilir ve bir tünel forsepsi fasyayla ciltaltı doku arasına
yerleştirilir (arkuat ligamanın altından sinire komşu olarak, kübital tünelin
içerisine değil!). Böylece önce distal ardından da proksimal yönde bir ciltaltı
çalışma plaı oluşturulmuş olur. Künt uçlu forseps yardımıyla işlemi
tamamalayacak aletlerin rahatlıkla girebileceği daha geniş bir boşluk
yaratılır. (Şekil 3,A) Tünel açan forsepsin kullanımında kibar davranılmalı ve
kutanöz sinirlerin özellikle de medial antebrakial kutanöz sinirin
gerilmemesine özen gösterilmelidir. 9-11 cm uzunluklarında ışıklandırmalı bir
spekulum (Karl Storz Endoscopy), yardımıyla kübital tünel retinakulumu da
denilen Osborne ligamanı direk gözlenerek açılır. (Şekil 3, B ve C). Sadece
spekulum kullanılarak ulnar sinir epikondilden 5 cm proksimal ve distale doğru
gevşetilebilir. Rutin olarak spekulum görüntülemesi altında FKU kasının ilk
lifleri görünene kadar fasyayı açıyoruz.
15
cm gövde uzunluğu ve künt bir uca sahip bir 4mm’lik 300 açılı
endoskop (Karl Storz Endoscopy) ile girilir ve yavaşça distale ilerletilir.
Önkolun yumuşak doku zarfını disektör yardımıyla (bir çadırın içerisinde
çalışır gibi) kaldırarak siniri ve çevresindeki anatomik yapıları görmeye
yeterli bir alan oluşturulur (Şekil 3, D).Tüm diseksiyon ve kesme işlemleri
uzunlukları 17 ile 23 cm arasında değişen künt uçlu makaslarla yapılır (Şekil
3, E). Monitörde gözlenerek önkol fasyası epikondilden 10-15 cm distale kadar
ayrılarak açılır. Bu aşamada fasyayı geçen kutanöz sinirlere veya venlere hasar
vermemek için özen gösterilmelidir. (Şekil 3, F). Fasya açıldıktan sonra
endoskop dikkatlice geri çekilir ve diseksiyona sinir çevresinde devam edilir.
Bir
sonraki adım FCU kasının iki başını ayırarak siniri çaprazlayan tüm fibröz
bantların gevşetilmesidir. Osborne ligamanının daha distalinden FCU’nun iki
başının arasındaki fasya açılır. Medial epikondilden yaklaşık 3 cm distalden
ilk fibröz arkad bulunarak açılır. Ardından FCU kasının iki başının arasındaki
oluk tan girilerek en az 9 cm, ancak mümkünse 14 cm kadar (retrokondiler oluğun
ortasından ölçüldüğünde) distale ilerlenerek tüm bası yapan oluşumlar keserek
açılır. Kas ve sinir arasındaki tabaka siniri çaprazlayan üç veya dört adet
fibröz band içeren submuskuler zardır. Bu diseksiyon sırasında submuskuler zar
ve fibroz membranlar da ayrılır ve tüm kas dalları görülerek korunabilir.
(Şekil 3, G). Çok nadiren bir damarı koterize etmek veya klipslemek gerekli
olabilir. Gereği halinde koterizasyon uzun bir bipolar koter veya
enstrümantasyon setinin içinden çıkan özel bir endoskopik bipolar forseps ile
uygulanabilir. Bazen özellikle yaşlı kadınlarda görülebilen önkolun gevşek
yağlı dokuları optiğin önünü kirletip sık temizlenmesinin grektirerek
diseksiyonu zorlaştırabilir. Bu işlem obez hastaların kollarında daha da zor
hale gelmektedir.
Proksimale
doğru tünelin çatısı aynı şekilde gevşetilir. Intermuskuler septumu içermeyecek
biçimde yalnızca fasya retrokondiler oluktan 8 ile 14 cm mesafeye kadar açılır.
Bu bölgede sıkışmaya neden olan başka anatomik yapılar gözlenmemektedir. Bazen
triseps kasının medial parçasının intermuskuler septuma uzanan fibröz yapıları
olabilir. Bu yapılar birçok yazar tarafından Struthers arkadı olarak tarif
edilmiştir.
İşlem
sonrasında (genellikle Robert Jones bandajı da denen) pamuklu sargı bandaj
uygulanır ve ardından turnike indirilir.
Cerrahi Sonrası Bakım ve Rehabilitasyon
Cerrahi sonrası hastaların
direklerini hareket ettirmelerine izin verilir ancak sinirin ikincil
subluksasyonlarını önlemek amacıyla dört hafta boyunca kolun fleksiyonda
istirahat halinde kalmasından kaçınmaları tembihlenir. Birçok hasta cerrahiden
hemen sonra şikayetlerinin gerilediğini ifade ederler. 24-72 saat sonra bandaj
çıkarılarak dört hafta kullanılacak olan elastik dirsek bandajına geçilir.
Normal şartlarda cerrahi sonrası fizik tedavi ihtiyacı yoktur. Hafif işlerde
(ofis çalışanı, öğretmen vb) çalışan hastalar birkaç gün; ağır işlerde (inşaat
işçisi, marangoz vb) çalışanlar ise üç hafta sonra çalışmaya geri dönebilir.
Kendi işinde çalışan cerrah, diş hekimi gibi birçok hastamız bir hafta
sonrasında tekrar işinin başına dönmüşlerdi.
Komplikasyonlar oldukça
nadirdir. Hastalarımızın %4-5’inde yaygın cilt altı hematom ile karşılaşıldı ve
bunların hiçbiri cerrahi debridman gerektirmedi. Hastalığın tekrarlama oranı
ise %1 olarak izlendi.
Transpozisyon Teknikleri
ve Medial Epikondilektomi
Yakın zamanda yapılan
ileriye dönük çalışmalar ulnar sinirin olduğu pozisyonda gevşetmesinin öne
transpozisyonuyla eşit; hatta daha iyi; sonuçlar verdiğini gösterse de Birleşik
Devletler’de çalışan birçok el cerrahı halen öne transpozisyonun bir çeşidini
veya medial epikondilektomiyi önermeye devam etmektedir. Bazı yazarlar olduğu
pozisyonda gevşetmenin orta derecede vakalarda başarılıyken daha ileri
olgularda yetersiz kalabileceğini savunmaktadır. Ulnar sinirin cerrahi
öncesinde sublukse olduğunun palpe edildiği veya görülebildiği belirli durumlarda
transpozisyon daha kuvvetle savunulabilir. Bazı diğer yazarlar ise öne
subluksasyon durumlarında gevşetilen ulnar sinirin retrokondiler olukta tekrar
konumlandırılması ve arkuat ligaman rekonstrüksiyonunu savunmaktadırlar. (Bu
tekniğe “nöropeksi” adı verilmektedir ve ulnar sinirin ön tarafta kondil
çevresi alandan alınan bir fasya flepi ile korunarak anatomik oluğunda
subluksasyonun önlenmesi anlamında kullanılmaktadır.) Ulnar sinirin öne
transpozisyonu sadece travma sonrası veya ileri dejeneratif değişikliklere
sahip (kubitus valgus gibi) sinirin skar dokusu içerisinde gömülü kaldığı
dirseklerde ve dirsek fleksiyonu ile ulnar sinirin sublukse olduğu durumlarda
düşünülmelidir.
Açık gevşetme ve öne
transpozisyonun kendine özgü teknik zorlukları, riskleri ve komplikasyonları
vardır. Örneğin sinirin öne transpozisyonu sonrası vasa nervorumların
hasarlanmasına bağlı lokal iskemi riski mevcuttur. Bu yüzden de ilişkili arter
ve venler diseksiyon esnasında korunmalıdır. Ancak bu sinirin medial
epikondilden 10 ile 15 cm arasında öne doğru hareket ettirilmesi sırasında
eğer imkansız değilse çok zordur. Olduğu
pozisyonda gevşetmenin oldukça iyi sonuçları sonrasında, sinirin öne
transpozisyonu travma sonrası sinirin retrokondiler olukta skarlanması gibi çok
iyi sebeplerle tercih edilmeli ve bu tekniğe yatkın cerrah tarafından
uygulanmalıdır.
Devam eden tartışmalar
göz önüne alınarak, kübital tünel sendromunun tedavisinde endoskopik veya
yerinde gevşetmenin yanında aşağıdaki cerrahi teknikler de sıklıkla uygulanmaktadır.
Ciltaltı Öne
Transpozisyon
Hasta hazırlığı ve
pozisyonlanması olduğu pozisyonda gevşetme ile aynıdır, ancak lokal anestezi
birçok öne transpozisyon cerrahisi için yeterli olmamakta ve rejyonel blok veya
genel anestezi tercşh edilmektedir. Ciltaltı öne transpozisyon için cilt
insizyonu yaklaşık 15 cm uzunluğundadır. Bahsi geçen cerrahi yöntemlerin
tümünde medial epikondilin 3,5 cm distalinde yerleşmiş olan medial antebrakial
kutanöz sinire dikkat edilmeli ve diseksiyon boyunca korunmasına özen
gösterilmelidir.
Ulnar sinir genellikle
medial epikondil bulunup posteriora diseksiyon uygulanarak ortaya konabilir.
Ardından diseksiyon proksimalde medial intermuskuler septuma ve onun triseps
medial başı ile olan bağlantısına, diğer adıyla Struthers arkadına, doğru devam
ettirilir ve sinir öne transpoze edildiğinde bası oluşmasını engellemek için bu
yapı da gevşetilir. Medial intermuskuler septumun kekin kenarı da açılır ve
transpozisyon sonrası katlanmayı önelemk için geniş rezeksiyon uygulanır. Sonrasında
diseksiyon distale arkuat ligamana (osborne ligamanı) devam ettirilir ve
FCU’nun fasyasının arasından sinirin FCU’ya giden birinci ve ikinci dallarına
doğru ilerlenir. (Şekil 4, A). Ardından mümkün olduğunca fazla uzunlamasına
kanlanması korunmaya çalışılarak ulnar sinir, yatağından serbestlenir. Bu
oldukça zor ve bazen de imkansız bir iştir. Sonrasında ise sinir dikkatlice
mobilize edilerek medial epikondilin önüne taşınır. (Şekil 4, B) Askı şeklinde
oluşturulan yaklaşık 2 cm’lik bir önkol fleksör fasya flepi ile sinir yeni
yerinde tutulur. Oluşturulan flep sinir üzerinde yeni bir sıkışmaya yol
açamyacak şekilde gevşek biçimde sütüre edilir. Yara sıklıkla bir dren
konularak aralıklı dikişlerle sütüre edilir. Sütürler bir hafta sonra alınır ve
2-3 hafta kadar dirsek splinti kullanımına devam edilir. Splint çıkarıldıktan
sonra mümkünse bir fizyoterapist eşliğinde veya uyumlu bir hasta olması halinde
kendi başına çok nazik bir dirsek eklem hareket açıklığına izin verilir.
Öne Kasaltı
Transpozisyon
Bazı yazarlar öne
kasaltı transpozisyonu fırlatma sporları ile uğraşan atletlerde tercih edilecek
yöntem olarak önermektedir; ancak bu yöntem fleksör pronatus kas grubunun
ayrılması ile birlikte çok daha geniş bir diseksiyon gerektirir. Bu da kasları
güçsüzleştirerek sporcunun fırlatma mekanizmasını riske atabilir. Hastanın
kavrama gücü ve küçük parmak ile yüzük parmağın ulnar tarafındaki uyuşma
düzelse de, önkol kaslarının güçsüzlüğü spora katılışının önünde bir engel
olabilir ve cerrahi sonrası başarısız bir sonuç yol açabilir. Kasaltı
transpozisyon ayrıca başarısız olmuş önceki bir başka prosedürün yerine de
kurtarma girişimi olarak savunulmuştur. Cerrah bu işlemin başarısız olması
halinde uygulayacağı yedek planları da hazırlamalıdır. Çünkü bir bakıma bu cerrahi
“tüm köprüleri yakar” ve kurtarma cerrahisi için nöroliz ve/veya lokal flep
çevrilmesi dışında çok az seçenek bırakır.
Hasta genel anestezi
altında supin pozisyonda operasyon masasına alınır. Medial epikondilin hemen
posteriorundan yaklaşık 15 cm bir insizyon yapılır. Cerrah medial antebrakial
kutanöz sinirin, medial epikondilin yaklaşık 3,5 cm distalinde bu insizyonu
çaprazladığının farkında olmalı ve tüm diseksiyon işlemi boyunca bu yapıyı
aramalıdır. Aynı sinirin proksimal dalları ise insizyonu medial epikondile daha
yakın bir bölgede çaprazlar ve genelde intermuskular septumla aynı hizada
saptanır. Ulnar sinir medial epikondilin proksimalinde bulunur. Direkt görerek
arkuat ligaman gevşetilir ve FCU’nun iki başı arasından distale doğru takip
edilir. Distal diseksiyon bu kasın hizasından motor dallar net biçimde ortaya
konana değin sürdürülür. Ardından sinir sıkışma yaratan tüm yapıları gevşetip,
kanlanmayı korumaya özen göstererek proksimale doğru diseke edilir. Medial
intermuskuler septum ve trisepsin medial başı arasında yer alan genellikle
medial epikondilin 8 cm proksimalinde yer alan Struthers arkadı bulunur. Sinir
insizyonun bir ucundan öbür ucuna kadar dikkatlice ortaya konur ve fleksör
pronator kuadratus kasının yapışma yerinden kaldırılacağı medial epikondile
geçilir. Fleksör pronator yapışma yeri sinir için uygun bir yatak oluşturulana
değin diseksiyon mediale ilerletilerek kaldırılır. Yatak oluşturulduktan sonra
mezonöryum tabakası dikkatlice serbestlenir ve sinir öne doğru kasın altında uzanacak
biçimde hareket ettirilir. Bu işlem epinöryuma sadece tekdişli forsepslerle
dokunarak son derece özenli ve narin yapılmalı; sinir kasın altına proksimal ve
distalde hiç gerginlik olmayacak biçimde yerleştirilmelidir. Ayrıca sinirin
proksimalde Struthers ligamanı hizasında katlanmaması için de medial
intermuskuler septum ve trisepsin medial başı arasındaki tüm fasyal
bağlantıların gevşetilmiş olmasına özen göstermelidir. Distalde ise aynı özen
sinirin fleksör pronator kuadratus kas grubu arasında sıkışmadığından emin
olmak için gösterilmelidir.
Fleksör pronator kas
grubunun yapışma yeri medial epikondile emilmeyen kalın sütürlerle
tutturulmalıdır. Ardından yara olabildiğince az sayıda aralıklı sütürlerle,
kutanöz sinirleri korumaya özen göstererek kapatılır. 0.25-inçlik bir Penrose
dreni yerleştirilir. Kol üç hafta bir splint ile desteklenir.
Kasiçi Transpozisyon
Kasiçi transpozisyon
için gereken insizyon kasaltına transpozisyon işlemindekiyle çoğunlukla
aynıdır; ancak bu işlemde diğer iki girişimin aksine kası kaldırmak veya
yerinde bırakmak yerine önkol fleksör kas grubu içerisinden geçen bir insizyon
yapar. Kas lifleri içerisine ulnar sinirin yerleştirileceği iyi kanlanan bir
kas yatağı oluşturablilmek için kibarca ayrılır. Ardından fasya sinirin üzerine
gevşek biçimde kapatılır. Bu işlem için de cerrahi sonrası protokol üç hafta
tam sabitlemenin ardından 10 haftalık kısıtlamalı hareketi içerir.
Medial Epikondilektomi
Uygun bir tecrübeye
sahip cerrah (sınırlı) medial epikondilektomiyi de özellikle medial epikondilin
ileri deformasyonu veya valgus deformitesi halinde tercih edebilir. Bu işlemin
esas riski ise epikondilin aşırı rezeksiyonu halinde iç yan bağın hasarlanması
sonucu gelişebilecek eklem instabilitesidir. Medial epikondilektomi için cerrahi
yaklaşım kasaltı, kasiçi ve ciltaltı transpozisyonunkiyle aynıdır. Ulnar sinir
yine medial epikondilin posteriorunda bulunur ve periostal altına doğru
diseksiyon ilerletilerek medial epikondilin kendisi ortaya konur. Medial
epikondilin rezeke edilmesi planlanan derinliği küçük bir osteotom yardımıyla
ölçülür. Bu derinlik tüm epikondilin derinliğinin %20’sini geçmemelidir. İçyan
bağın ön liflerine hasar vermemek için tüm işlem boyunca dikkat edilmelidir.
Ayrıca eklem içine girilmemesi için de özen gösterilmelidir.
Kemiğin çıkarılması
sonrası kenarlar bir törpü yada raspa yardımıyla düzleştirilmelidir. Periostal
flepler sütüre edildikten sonra dren konularak yara 4-0 naylon dikişlerle
kapatılır. Kibar eklem hareket açıklığı egzersizleri ilk hafta başlanır ancak
direnç egzersizlerinden 10 ile 12 hafta arasında uzak durulmalıdır.
Cerrahi Sonrası Bakım ve
Rehabilitasyon
İki yada üç haftalık
sabitleme ile ilişkili ortaya çıkabilecek potansiyel dirsek hareket kısıtlılığı
ve sinirin skarlaşmasının önüne geçmek amacıyla genellikle erken aktif hareket
tercih edilir. İş yükünün ve dirseğe binen gerilmelerin kademeli artışına 4 ile
8 hafta sonrasında izin verilir. Minimal invaziv ve endoskopik girişimler
sonrası kuvvet kullanmadan hareketin geri kazanılması mümkündür. Bu
girişimlerden sonra işe dönüş süresi masabaşı çalışanlar için 3-5 gün; ağır
işçiler içinse 2-3 haftadır.
Sinirin transpozisyonu
uygulanan girişimler sonrası işe gidilemeyen süre 6 ile 12 hafta arasında hatta
daha uzun olabilmektedir. Motor palsi gelişmesinde durumunda ise bir el
fizyoterapisti eşliğinde kasların güçlendirilmesi gerekir.
Komplikasyonlar
Tüm cerrahi girişimlerde
olduğu gibi enfeksiyonun eşlik ettiği yada etmediği yara yeri iyileşmesi
sorunları kübital tünel gevşetmesi sonrasında da görülebilir. Bu nedenle geniş
bir yer kaplayan hematomların boşaltılması gereklidir. Tüm kübital tünel
gevşetme cerrahisi yöntemlerinin sık komplikasyonlardan biri de ağrılı nöroma
oluşumuna yol açabilecek olan medial antebrakial kutanöz sinirin hasarıdır.12
Ulnar sinirin kendisinin
hasarlanması özellikle de ileri posttravmatik skar görülen zor diseksiyonlarda
veya epikondilektomi sonrasında görülebilir. Öne kaslatı veya ciltaltı
transpozisyonlar sonrasında proksimal diseksiyonda Struthers ligamanını içerecek
kadar yeterli gevşetme yapılmadığı durumlarda sinirin katlanmasıyla da
karşılaşılabilir. Derin fleksör fasya sinirin fleksör pronator kaslara girdiği
bölgede uygun şekilde açılmazsa distal katlanma da görülebilir.
Sinir çevresi skar
oluşum, medial intermuskular septum ve derin fleksör fasyanın yetersiz
rezeksiyonu revizyon cerrahilerinin en sık nedenidir. Medial epikondili geçen
sinirin yetersiz transpozisyonu da ağrıda artış, kötü sonuç veya nükse yol
açabilir. Nüks burada tarif edilen tüm yöntemlerde, özellikle de kas içi
transpozisyon sonrasında mümkündür. Eklemin sabitlendiği transpozisyon
girişimleri sonrasında eklem sertlikleri gelişebilir. Uygun yapılmayan
epikondilektomi sonrasında dirsek instabilitesi önemli bir komplikasyondur.
Kompleks bölgesel ağrı sendromu ise nadir görülür.
İnciler
- Ulnar sinirin gevşetilmesi retrokondiler oluktan
medial epikondilin en az 5-7 cm distal ve proksimaline kadar yapılmalıdır.
Çevresel bir diseksiyon gerekli değildir ve subluksasyona yol açmamak ve
kanlanmayı bozmamak için kaçınılmalıdır.
- Epinöroliz nadiren gereklidir (örn. ileri derecede
fibrozis varlığında) ve ulnar sinirin dirsek hizasında oluşturduğu ağsı yapıya
hasar vermemek için interfasiküler nörolizden kaçınılmalıdır.
- Bazen bir distal ulnar sinir sıkışmasını (Guyon
kanalı), proksimal sıkışmadan (kübital tünel) ayırt etmek zor olabilir.
Proksimal lezyonları belirlemede önemli bir işaret elin dorsoulnar bölgesinde
hipoestezi varlığıdır. Bu alan sinirin ana kökünden Guyon kanalının
proksimalinde ayrılan yüzeyel dalı tarafından inerve edilir.
- Büyük yada küçük tüm sinirler çevresindeki vasa
nervorum yapıları sayesinde tanınabilirler. Bunları bulmaya çalışmak cerrahı
sinirin rezeksiyonundan korur.
- Ulnar sinirin öne transpozisyonunun endike oldupu
nadir durumlarda, cerrah daha az risk taşıyan nöropeksi seçeneğini de göz
önünde bulundurmalıdır.
- Karpal tünel sendromunun aksine, kübital tünel
sendromu hastaları şikayetlerinin ortaya çıkışını gözardı etme
eğilimindedirler. Benzer şekilde bazen cerrahi sonrası iyileşmeyi de inkar
edebilirler. Bu nedenle objektif cerrahi öncesi ölçüm veirleri (iki nokta
ayrımı testi, M0-M5 arası kas gücü tesbiti, ve kavrama gücü ölçümü) dikkatlice
kayıt edilmelidir.
- Nöroloğun sinir ileti hızında yavaşlama
saptayamadığı durumlarda, cerrah hangi kasların ölçüm için kullanıldığını
kontrol etmelidir. Bazen iğnenin hipotenar kaslara batırılması normal
(yalancı-negatif) bir sonuç verebilirken; iğnenin birinci dorsal interosseoz
kasa batırılması şüphelenilen patolojik bulguyu orataya koyabilir.
- Makasla diseksiyon yapılırken, cerrah görüş alanı
dışında bir hasar yaratmamak için makasın tüm kesici yüzeyini gördüğünden emin
olmalıdır.
Şekiller
Şekil 1. Çizimler Kubital tünelin anatomisini
tasvir etmektedir.
A. Sinir sıkışmasının en sık görüldüğü bölgeler
işaretlenmiştir.
B. Fleksör pronator kasının submusküler membranında
bulunan ulnar sinirin ek potansiyel kompresyon bölgeleri.
Şekil 2.
Cerrahi sırasında çekilen fotoğraf olduğu pozisyonda açık gevşetmeyi
göstermektedir.
Şekil 3. Ulnar sinirin olduğu pozisyonda
endoskopik gevşetmesi
A. Cerrahi sırasında çekilen fotoğraf özel künt uçlu
bir forseps ile tünel açılarak endoskop için çalışma alanı açılmasını
göstermektedir.
B. Fotoğraf fleksör karpi ulnaris (FCU) kasının
fasyasının ışıklandırılmış bir spekulum ile direk görüntüleme altında
gevşetilmesini göstermektedir.
C. Spekulumun içerisinden görüntüde; kesilmiş olan
fasya, FCU’nun ayrılmış olan iki başı ve onların arasında yer alan submuskuler
membran görülmektedir.
D. Endoskopun kullanımı esnasında çekilen fotoğraf.
Diseksiyonun medial epikondilden 13 cm distale kadar uzandığına dikkat ediniz
E. Endoskopik görüntüde yumuşak doku endoskopunun
önkol fasyasının gevşetmesi sırasında oldukça iyi görüntülenebilen bir çalışma
alanı sağladığı görülmektedir.
F. Endoskopik görüntü korunması gereken medial
antebrakial kutanöz sinirin bir çaprazlayan dalının altından geçilerek önkol
fasyasının gevşetilmesini göstermeketedir.
G. Endoskopik görüntü kas dallarının mükemmel
görüntülenebilmesini ortaya koymaktadır.
Şekil 4. Cerrahi
sırasındaki görüntüler ulnar sinirin ciltaltına transpozisyonunu
göstermektedir.
A. İnsizyon ve ciltaltına transpozisyon öncesi ulnar
sinirin diseksiyonu
B. Sinirin ciltaltına transpozisyonu
Kubital Tunel Sendromunun Cerrahi tedavisi
Giriş
Kübital tünel sendromu
ulnar sinirin duyusal ve/veya motor defisitleri ile karakterize bir durumdur.
Karpal tünel sendromunun ardından, ikinci sıklıkta görülen periferik sinir
sıkışma sendromudur. Kübital tünel sendromu dirsekte ulnar sinirin medial
epikondilin posteriorundan Osborne veya arkuat ligamanın altından geçtiği
bölgede retrokondiler fossanın distal ve proksimalinde oluşur. Bir veya daha
fazla odakta gerçekleşen sıkışmaya bağlı olduğu düşünülse de patolojinin gerçek
sebebi tam olarak bilinmemektedir. Sebep tekrarlayan veya uzamış dirsek
fleksiyonuna bağlı sinir gerilmesi veya gerilme ve sıkışmanın bir kombinasyonu
olabilir.
Literatüre
bakıldığında, kübital tünel sendromunun yıllık insidansı karpal tünel
sendromunun onda biri kadardır. Erkeklerde kadınlardan daha sık görülürken,
karpal tünel sendromunun aksine sol taraf sağdan daha sık etkilenmektedir.
Kübital tünel sendromunun bilateral görülmesi çok da nadir değildir.
Kübital
tünel üç parçadan oluşur: (1) bir kısmı humeroulnar arkad tarafından örtülmüş
olan retrokondiler oluk; (2) kübital tünel retinakulumu olarak da adlandırılan
fleksör karpi ulnaris kasının iki başı arasındaki aponevrozdan geçen ve arkuat
ligaman veya epitroklear anconeus ligamanı olarak da bilinen, humeroulnar arkad
veya Osborne ligamanı; ve (3) medial epikondilden değişken mesafelerde
yerleşebilen submusküler bantları içeren derin fleksör veya fleksör-pronator
aponevroz. 1 (Şekil 1, A). Bu aponevroz medial epikondilin 5-12 cm
distaline kadar yayılır. Matsuzaki2 ve ark. ve Hoffmann ve Siemionow1,3
tarafından tarif edilen bu submusküler zar siniri kübital tünelin distal
kesiminde örter ve retrokondiler fossanın 9 cm distaline kadar sıkışmayı ortaya
çıkarabilecek veya arttırabilecek fibröz bandlarla karakterizedir. (Şekil 1,
B). Retrokondiler alanın distalindeki sıkışmanın prevalansı sadece tahmin
edilebilebilmektedir. Vucic ve ark.larının4 MR incelemelerine göre
sıkışma bölgesi vakalarının yalnızca %38’inde retrokondiler alandaydı.
Struthers arkadının, ulnar sinirin kubital tünele girmeden önce humerus
distalindeki sıkışması üzerindeki rolü tartışmalı olsa da, sinir medial
epikondilin önüne transpose edildikten sonra sıkışmaya neden olabilmektedir.
Hasta Seçimi
Fizik Muayene
Klinik muayene kas atrofisi için inspeksiyonu; duyusal
defisit için iki nokta ayırımı testleri dahil muayeneyi; Froment ve Wartenberg
bulguları ve parmak çaprazlama testi (orta parmak işaret parmağın üzerine
gelecek biçimde) ulnar sinir tarafından inerve edilen kasların muayenesini; 0-5
aralığında kas gücü ölçümünü; dinamometre ile kavrama gücü ölçümü; Tinel
bulgusunun varlığı ve konumunu; retrokondiler oluktan kısmi veya tam
subluksasyonu ortaya koymak amacıyla ulnar sinirin tüm trasesi boyunca
palpasyonunu; dirsek ekleminin hareket açıklığı ve stabilitesinin kontrolünü ve
dirsek fleksiyon testini içermelidir.
Elektrodiagnostik Testler
Dirsek seviyesindeki
ulnar sinir sıkışmasına klinik olarak tanı konulabilmesine rağmen, cerrahi
öncesi elektrodiagnostik testler tanıyı doğrulamak, diğer anatomik bölgelerdeki
sıkışmayı dışlamak, sıkışmanın miktarını ortaya koymak ve takip eden tetkiklerde
ilerlemeyi veya düzelmeyi kıyaslayarak kayıt altına alabilmek için kuvvetle
önerilmektedir.
Sinir
ileti hızı testlerinin sonuçları uygulayıcıya oldukça bağımlıdır. Distalde
postkondiler olukta uyarının tam yerini belirlemek, özellikle de obez veya kas kitlesi
gelişmiş hastalarda oldukça zordur. Düşük cilt ısısı olan veya dirsek
fleksiyonu ile sinirin kaydığı hastalarda yanlış ölçümler alınabilir.
Cerrahi Öncesi Görüntüleme
Ultrason
ve MR’ı içeren görüntüleme yöntemler giderek önem kazanmakta ve artık elektrodiagnostik
testlerin yanında istenmesi gereken uygun tetkikler olarak kabul edilmektedir.
Elektrodiagnostik testlerin aksine bu tetkikler morfolojik değişiklikleri
direkt olarak ortaya koyar ve yerini daha net saptayabilir.
Dirsek
ekleminin, retrokondiler oluğu gösteren tanjansiyel görüntüyü içerecek biçimde,
en az iki yönlü radyografik incelemesi anatomik varyasyonları saptamamad
yardımcı olabilir. BT incelemeleri ise sadece aşırı kemik deformitesinin
bulunduğu durumlarda önerilmektedir.
Endikasyonlar
Genelde
günübirlik ayaktan hasta tedavisi şeklinde uygulanan cerrahi girişimin amacı
ulnar siniri tüm kübital tünel boyunca dekomprese ederek gevşetmektir.
Günümüzde kübital tünel sendromunun tedavisinde kabul görmüş bir çok cerrahi
prosedür mevcuttur: (1) olduğu pozisyonda gevşetme; (2) endoskopik gevşetme
(içtendışa veya dıştaniçe); (3) gevşetmenin yanında ciltaltı, kasiçi veya
kasaltı transpozisyonlar; ve (4) olduğu pozisyonda gevşetmeye ek olarak medial
epikondilektomi. Kübital tünel sendromunun tedavisinde bizim tercih ettiğimiz
yöntem ise olduğu pozisyonda endoskopik gevşetmedir. 7-11
Yeni ortaya çıkan ve 14
günü geçen aralıklı parestezi ve ağrı ile seyreden vakalarda semptomları 3 aya
kadar cerrahi dışı tedavi etmek uygun bir yöntemdir(“bekle ve gör”). Yine de nörolojik
ve elektrofizyolojik takipler önerilmektedir. Eğer bu sürenin sonunda hastada
hiçbir iyileşme bulgusu izlenmez veya iki nokta ayrımı ve kavrama gücü gibi
fizik muayene bulguları kötüleşmeye başlarsa, cerrahi tedavi seçeneği göz önünde
bulundurulmalıdır. Elektrodiagnostik ve ultrasonografik tetkiklerin negatif
olarak kaldığı, diğer nörolojik nedenlerin ekarte edildiği ancak hastanın hala
mutsuz olduğu durumlarda, cerrahi girişim (tercihen olduğu pozisyonda
endoskopik gevşetme) düşünülebilir.
Ulnar sinirin olduğu
pozisyonda açık veya endoskopik gevşetilmesi primer kübital tünel sendromunun
tedavisinde tercih edilecek yöntemdir. 7,8 Olduğu pozisyonda
gevşetme orta şiddette şikayeti olan hastaların yanında şiddetli kübital tünel
sendromunda da etkili bir yöntemdir.8 Ulnar sinir subluksasyonu olan
olgularda da olduğu pozisyonda gevşetme önerilebilir; ancak sinirin medila
epikondil üzerinde ağrılı ve instabil biçimde ileri-geri hareket ettiği
durumlarda transpozisyon endike hale gelir. Olduğu pozisyonda gevşetme dirsek
eklemin travmaya sekonder gelişen deformiteleri halinde ve epitroklear ankoneus
veya medialde triceps kası kitlesinin aşırı belirgin olduğu durumlarda da
etkilidir.
Sinirin öne
transpozisyonun daha iyi sonuç verdiğine dair kanıt bulunmadığından; açık veya
endoskopik olarak olduğu pozisyonda gevşetme, travma sonrası gelişen kübital
tünel sendromunda da tercih edilebilir.
Kontrendikasyonlar
Ulnar sinirin olduğu
pozisyonda gevşetilmesinin herhangi bir kontrendikasyonu yoktur.
Oda yerleşimi/ Hasta
pozisyonu
Olduğu pozisyonda
gevşetme işlemi hemen her zaman günübirlik, ayaktan tedavi şeklinde uygulanır.
Bazı hastalar sedasyon ve lokal anesteziyi tercih etse de, daha az kanamalı bir
cerrahi saha elde edilebilen genel anestezi sıklıkla uygulanır. Hasta operasyon
masasına supin pozisyonda yatırılır ve kol omuzdan 900 abduksiyona
alınır, dirsek fleksiyonu ve supinasyon yaptırılır.
Özel gereçler/ Ekipman/
Implantlar
Aşağıda tarif edilen endoskopik gevşetme
işlemi için özel bir endoskopi seti (Karl Storz Endoscopy) kullanılmaktadır.
Setin içerisinde 9-11 cm uzunluklarında ışıklandırmalı bir spekulum, 15 cm
gövde uzunluğuna ve künt bir uca sahip bir 300’lik endoskop, ve
enoksopik bipolar bir forseps mevcuttur.
Açık Gevşetme
6-8
cm uzunluğunda bir insizyonla retrokondiler fossa üzerinden cilt geçilir. Ulnar
siniri diseke ederken medial ve posterior cilt dallarını hasarlamamaya özen
gösterilir. Sinir ortaya konduktan sonra Osborne ligamanı ikiye ayrılır.
Distalde FKU kasının fasyası kasın iki başı arasından membranı da içerecek
biçimde yaklaşık 8 cm boyunca ayrılır. (Şekil 2) Benzer şekilde proksimale
uzanan fasya da ciltaltından Struthers arkadını bir retraktörle korunarak 6-8
cm uzunluğunda ayrılır. Sinir transpoze edilmeyecekse arkadın ayrılmasına gerek
olmamasına rağmen birçok cerrah proksimal diseksiyon sırasında muhtemelen bu
yapıyı da ayırmaktadır. Kanama kontrolü sonrsı cilt sütüre edilir ve sıkı bir
bandaj uygulanır. Genellikle splintlemeye ihtiyaç duyulmaz ve hastaların erken
dönemde kolunu serbest biçimde
oynatmasına izin verilir.
Endoksopik
Gevşetme (Hoffmann Yöntemi)
Bazen
“uzun mesafe endoskopik gevşetme” olarak da anılan bu yöntem, endoskopik
teknolojiyi kullanarak daha küçük bir insizyonla sinirin daha geniş
gevşetilmesine olanak sağlar. Hoffmann yönteminde medial epikondilin
posteriorundan 2-3 cm’lik bir insizyon yapılmasına karşın kullanılan aletler
sinirin toplamda en az 20 cm lik bir bölümünün (medial epikondilin ditsalinde
ve proksimalinde 10’ar cm) gevşetilmesine olanak tanır. Lokal anestezi ile de
yapılabilse de biz operasyonun genel anestezi altında uygulanmasını öneriyoruz.
Kolun bir Esmarch veya Martin bandajı ile kanı boşalttıktan sonra turnike
uygulamasını da önermekteyiz. Steril örtme sonrası dirseğin pasif olarak tüm
hareket açıklığı boyunca hareketi mümkün olmalıdır.
Olduğu
pozisyonda gevşetme için kol 900 abduksiyonda el masasına
yerleştirilir ve böylece cerrah kolu fleksiyona alarak ve çevirerek kübital
tünele rahat ulaşabilir. El masası normalden daha yükseğe neredeyse cerrahın
göz seviyesine yerleştirilerek daha rahat bir görüş sağlanır.
Ulnar
sinir sıklıkla retrokondiler olukta veya hemen proksimalinde palpe edilebilir.
Ulnar sinirin yeri bulunduktan veya
cerrah medial epikondil ve olekranon gibi anatomik yapıları ortaya
koyduktan sonra retrokondiler alanda doğal cilt katlantısı üzerinden 1,5-2,5 cm
uzunluğunda, tercihen uzunlamasına bir cilt insizyonu yapılır. Ardından
diseksiyon kübital tünelin çatısını oluşturan arkuat ligamana (Osborn ligamanı)
doğru derinleştirilir. Biz bu aşamada çift çatallı çengel şeklinde sinir
ekartörlerini veya Senn retraktörlerini kullanarak siniri ortaya koyuyoruz.
Bazen epitroklear ankoneus kası veya yağ dokusu bu aşamayı zorlaştırsa da yağ
dokusu bir kez sinirden uzaklaştırıldığında veya ankoneus kası ayrıldığında
sinir görünümü ve yüzeyindeki sinir damarlanmaları (vasa nervorum) yapıları
sayesinde kolaylıkla ayırtedilebilir. Ardından epifasyal tabaka insizyonun
derinliğinde kaybolmayacak biçimde göz önünde tutulurken arkuat ligaman direk
görülerek ayrılabilir ve bir tünel forsepsi fasyayla ciltaltı doku arasına
yerleştirilir (arkuat ligamanın altından sinire komşu olarak, kübital tünelin
içerisine değil!). Böylece önce distal ardından da proksimal yönde bir ciltaltı
çalışma plaı oluşturulmuş olur. Künt uçlu forseps yardımıyla işlemi
tamamalayacak aletlerin rahatlıkla girebileceği daha geniş bir boşluk
yaratılır. (Şekil 3,A) Tünel açan forsepsin kullanımında kibar davranılmalı ve
kutanöz sinirlerin özellikle de medial antebrakial kutanöz sinirin
gerilmemesine özen gösterilmelidir. 9-11 cm uzunluklarında ışıklandırmalı bir
spekulum (Karl Storz Endoscopy), yardımıyla kübital tünel retinakulumu da
denilen Osborne ligamanı direk gözlenerek açılır. (Şekil 3, B ve C). Sadece
spekulum kullanılarak ulnar sinir epikondilden 5 cm proksimal ve distale doğru
gevşetilebilir. Rutin olarak spekulum görüntülemesi altında FKU kasının ilk
lifleri görünene kadar fasyayı açıyoruz.
15
cm gövde uzunluğu ve künt bir uca sahip bir 4mm’lik 300 açılı
endoskop (Karl Storz Endoscopy) ile girilir ve yavaşça distale ilerletilir.
Önkolun yumuşak doku zarfını disektör yardımıyla (bir çadırın içerisinde
çalışır gibi) kaldırarak siniri ve çevresindeki anatomik yapıları görmeye
yeterli bir alan oluşturulur (Şekil 3, D).Tüm diseksiyon ve kesme işlemleri
uzunlukları 17 ile 23 cm arasında değişen künt uçlu makaslarla yapılır (Şekil
3, E). Monitörde gözlenerek önkol fasyası epikondilden 10-15 cm distale kadar
ayrılarak açılır. Bu aşamada fasyayı geçen kutanöz sinirlere veya venlere hasar
vermemek için özen gösterilmelidir. (Şekil 3, F). Fasya açıldıktan sonra
endoskop dikkatlice geri çekilir ve diseksiyona sinir çevresinde devam edilir.
Bir
sonraki adım FCU kasının iki başını ayırarak siniri çaprazlayan tüm fibröz
bantların gevşetilmesidir. Osborne ligamanının daha distalinden FCU’nun iki
başının arasındaki fasya açılır. Medial epikondilden yaklaşık 3 cm distalden
ilk fibröz arkad bulunarak açılır. Ardından FCU kasının iki başının arasındaki
oluk tan girilerek en az 9 cm, ancak mümkünse 14 cm kadar (retrokondiler oluğun
ortasından ölçüldüğünde) distale ilerlenerek tüm bası yapan oluşumlar keserek
açılır. Kas ve sinir arasındaki tabaka siniri çaprazlayan üç veya dört adet
fibröz band içeren submuskuler zardır. Bu diseksiyon sırasında submuskuler zar
ve fibroz membranlar da ayrılır ve tüm kas dalları görülerek korunabilir.
(Şekil 3, G). Çok nadiren bir damarı koterize etmek veya klipslemek gerekli
olabilir. Gereği halinde koterizasyon uzun bir bipolar koter veya
enstrümantasyon setinin içinden çıkan özel bir endoskopik bipolar forseps ile
uygulanabilir. Bazen özellikle yaşlı kadınlarda görülebilen önkolun gevşek
yağlı dokuları optiğin önünü kirletip sık temizlenmesinin grektirerek
diseksiyonu zorlaştırabilir. Bu işlem obez hastaların kollarında daha da zor
hale gelmektedir.
Proksimale
doğru tünelin çatısı aynı şekilde gevşetilir. Intermuskuler septumu içermeyecek
biçimde yalnızca fasya retrokondiler oluktan 8 ile 14 cm mesafeye kadar açılır.
Bu bölgede sıkışmaya neden olan başka anatomik yapılar gözlenmemektedir. Bazen
triseps kasının medial parçasının intermuskuler septuma uzanan fibröz yapıları
olabilir. Bu yapılar birçok yazar tarafından Struthers arkadı olarak tarif
edilmiştir.
İşlem
sonrasında (genellikle Robert Jones bandajı da denen) pamuklu sargı bandaj
uygulanır ve ardından turnike indirilir.
Cerrahi Sonrası Bakım ve Rehabilitasyon
Cerrahi sonrası hastaların
direklerini hareket ettirmelerine izin verilir ancak sinirin ikincil
subluksasyonlarını önlemek amacıyla dört hafta boyunca kolun fleksiyonda
istirahat halinde kalmasından kaçınmaları tembihlenir. Birçok hasta cerrahiden
hemen sonra şikayetlerinin gerilediğini ifade ederler. 24-72 saat sonra bandaj
çıkarılarak dört hafta kullanılacak olan elastik dirsek bandajına geçilir.
Normal şartlarda cerrahi sonrası fizik tedavi ihtiyacı yoktur. Hafif işlerde
(ofis çalışanı, öğretmen vb) çalışan hastalar birkaç gün; ağır işlerde (inşaat
işçisi, marangoz vb) çalışanlar ise üç hafta sonra çalışmaya geri dönebilir.
Kendi işinde çalışan cerrah, diş hekimi gibi birçok hastamız bir hafta
sonrasında tekrar işinin başına dönmüşlerdi.
Komplikasyonlar oldukça
nadirdir. Hastalarımızın %4-5’inde yaygın cilt altı hematom ile karşılaşıldı ve
bunların hiçbiri cerrahi debridman gerektirmedi. Hastalığın tekrarlama oranı
ise %1 olarak izlendi.
Transpozisyon Teknikleri
ve Medial Epikondilektomi
Yakın zamanda yapılan
ileriye dönük çalışmalar ulnar sinirin olduğu pozisyonda gevşetmesinin öne
transpozisyonuyla eşit; hatta daha iyi; sonuçlar verdiğini gösterse de Birleşik
Devletler’de çalışan birçok el cerrahı halen öne transpozisyonun bir çeşidini
veya medial epikondilektomiyi önermeye devam etmektedir. Bazı yazarlar olduğu
pozisyonda gevşetmenin orta derecede vakalarda başarılıyken daha ileri
olgularda yetersiz kalabileceğini savunmaktadır. Ulnar sinirin cerrahi
öncesinde sublukse olduğunun palpe edildiği veya görülebildiği belirli durumlarda
transpozisyon daha kuvvetle savunulabilir. Bazı diğer yazarlar ise öne
subluksasyon durumlarında gevşetilen ulnar sinirin retrokondiler olukta tekrar
konumlandırılması ve arkuat ligaman rekonstrüksiyonunu savunmaktadırlar. (Bu
tekniğe “nöropeksi” adı verilmektedir ve ulnar sinirin ön tarafta kondil
çevresi alandan alınan bir fasya flepi ile korunarak anatomik oluğunda
subluksasyonun önlenmesi anlamında kullanılmaktadır.) Ulnar sinirin öne
transpozisyonu sadece travma sonrası veya ileri dejeneratif değişikliklere
sahip (kubitus valgus gibi) sinirin skar dokusu içerisinde gömülü kaldığı
dirseklerde ve dirsek fleksiyonu ile ulnar sinirin sublukse olduğu durumlarda
düşünülmelidir.
Açık gevşetme ve öne
transpozisyonun kendine özgü teknik zorlukları, riskleri ve komplikasyonları
vardır. Örneğin sinirin öne transpozisyonu sonrası vasa nervorumların
hasarlanmasına bağlı lokal iskemi riski mevcuttur. Bu yüzden de ilişkili arter
ve venler diseksiyon esnasında korunmalıdır. Ancak bu sinirin medial
epikondilden 10 ile 15 cm arasında öne doğru hareket ettirilmesi sırasında
eğer imkansız değilse çok zordur. Olduğu
pozisyonda gevşetmenin oldukça iyi sonuçları sonrasında, sinirin öne
transpozisyonu travma sonrası sinirin retrokondiler olukta skarlanması gibi çok
iyi sebeplerle tercih edilmeli ve bu tekniğe yatkın cerrah tarafından
uygulanmalıdır.
Devam eden tartışmalar
göz önüne alınarak, kübital tünel sendromunun tedavisinde endoskopik veya
yerinde gevşetmenin yanında aşağıdaki cerrahi teknikler de sıklıkla uygulanmaktadır.
Ciltaltı Öne
Transpozisyon
Hasta hazırlığı ve
pozisyonlanması olduğu pozisyonda gevşetme ile aynıdır, ancak lokal anestezi
birçok öne transpozisyon cerrahisi için yeterli olmamakta ve rejyonel blok veya
genel anestezi tercşh edilmektedir. Ciltaltı öne transpozisyon için cilt
insizyonu yaklaşık 15 cm uzunluğundadır. Bahsi geçen cerrahi yöntemlerin
tümünde medial epikondilin 3,5 cm distalinde yerleşmiş olan medial antebrakial
kutanöz sinire dikkat edilmeli ve diseksiyon boyunca korunmasına özen
gösterilmelidir.
Ulnar sinir genellikle
medial epikondil bulunup posteriora diseksiyon uygulanarak ortaya konabilir.
Ardından diseksiyon proksimalde medial intermuskuler septuma ve onun triseps
medial başı ile olan bağlantısına, diğer adıyla Struthers arkadına, doğru devam
ettirilir ve sinir öne transpoze edildiğinde bası oluşmasını engellemek için bu
yapı da gevşetilir. Medial intermuskuler septumun kekin kenarı da açılır ve
transpozisyon sonrası katlanmayı önelemk için geniş rezeksiyon uygulanır. Sonrasında
diseksiyon distale arkuat ligamana (osborne ligamanı) devam ettirilir ve
FCU’nun fasyasının arasından sinirin FCU’ya giden birinci ve ikinci dallarına
doğru ilerlenir. (Şekil 4, A). Ardından mümkün olduğunca fazla uzunlamasına
kanlanması korunmaya çalışılarak ulnar sinir, yatağından serbestlenir. Bu
oldukça zor ve bazen de imkansız bir iştir. Sonrasında ise sinir dikkatlice
mobilize edilerek medial epikondilin önüne taşınır. (Şekil 4, B) Askı şeklinde
oluşturulan yaklaşık 2 cm’lik bir önkol fleksör fasya flepi ile sinir yeni
yerinde tutulur. Oluşturulan flep sinir üzerinde yeni bir sıkışmaya yol
açamyacak şekilde gevşek biçimde sütüre edilir. Yara sıklıkla bir dren
konularak aralıklı dikişlerle sütüre edilir. Sütürler bir hafta sonra alınır ve
2-3 hafta kadar dirsek splinti kullanımına devam edilir. Splint çıkarıldıktan
sonra mümkünse bir fizyoterapist eşliğinde veya uyumlu bir hasta olması halinde
kendi başına çok nazik bir dirsek eklem hareket açıklığına izin verilir.
Öne Kasaltı
Transpozisyon
Bazı yazarlar öne
kasaltı transpozisyonu fırlatma sporları ile uğraşan atletlerde tercih edilecek
yöntem olarak önermektedir; ancak bu yöntem fleksör pronatus kas grubunun
ayrılması ile birlikte çok daha geniş bir diseksiyon gerektirir. Bu da kasları
güçsüzleştirerek sporcunun fırlatma mekanizmasını riske atabilir. Hastanın
kavrama gücü ve küçük parmak ile yüzük parmağın ulnar tarafındaki uyuşma
düzelse de, önkol kaslarının güçsüzlüğü spora katılışının önünde bir engel
olabilir ve cerrahi sonrası başarısız bir sonuç yol açabilir. Kasaltı
transpozisyon ayrıca başarısız olmuş önceki bir başka prosedürün yerine de
kurtarma girişimi olarak savunulmuştur. Cerrah bu işlemin başarısız olması
halinde uygulayacağı yedek planları da hazırlamalıdır. Çünkü bir bakıma bu cerrahi
“tüm köprüleri yakar” ve kurtarma cerrahisi için nöroliz ve/veya lokal flep
çevrilmesi dışında çok az seçenek bırakır.
Hasta genel anestezi
altında supin pozisyonda operasyon masasına alınır. Medial epikondilin hemen
posteriorundan yaklaşık 15 cm bir insizyon yapılır. Cerrah medial antebrakial
kutanöz sinirin, medial epikondilin yaklaşık 3,5 cm distalinde bu insizyonu
çaprazladığının farkında olmalı ve tüm diseksiyon işlemi boyunca bu yapıyı
aramalıdır. Aynı sinirin proksimal dalları ise insizyonu medial epikondile daha
yakın bir bölgede çaprazlar ve genelde intermuskular septumla aynı hizada
saptanır. Ulnar sinir medial epikondilin proksimalinde bulunur. Direkt görerek
arkuat ligaman gevşetilir ve FCU’nun iki başı arasından distale doğru takip
edilir. Distal diseksiyon bu kasın hizasından motor dallar net biçimde ortaya
konana değin sürdürülür. Ardından sinir sıkışma yaratan tüm yapıları gevşetip,
kanlanmayı korumaya özen göstererek proksimale doğru diseke edilir. Medial
intermuskuler septum ve trisepsin medial başı arasında yer alan genellikle
medial epikondilin 8 cm proksimalinde yer alan Struthers arkadı bulunur. Sinir
insizyonun bir ucundan öbür ucuna kadar dikkatlice ortaya konur ve fleksör
pronator kuadratus kasının yapışma yerinden kaldırılacağı medial epikondile
geçilir. Fleksör pronator yapışma yeri sinir için uygun bir yatak oluşturulana
değin diseksiyon mediale ilerletilerek kaldırılır. Yatak oluşturulduktan sonra
mezonöryum tabakası dikkatlice serbestlenir ve sinir öne doğru kasın altında uzanacak
biçimde hareket ettirilir. Bu işlem epinöryuma sadece tekdişli forsepslerle
dokunarak son derece özenli ve narin yapılmalı; sinir kasın altına proksimal ve
distalde hiç gerginlik olmayacak biçimde yerleştirilmelidir. Ayrıca sinirin
proksimalde Struthers ligamanı hizasında katlanmaması için de medial
intermuskuler septum ve trisepsin medial başı arasındaki tüm fasyal
bağlantıların gevşetilmiş olmasına özen göstermelidir. Distalde ise aynı özen
sinirin fleksör pronator kuadratus kas grubu arasında sıkışmadığından emin
olmak için gösterilmelidir.
Fleksör pronator kas
grubunun yapışma yeri medial epikondile emilmeyen kalın sütürlerle
tutturulmalıdır. Ardından yara olabildiğince az sayıda aralıklı sütürlerle,
kutanöz sinirleri korumaya özen göstererek kapatılır. 0.25-inçlik bir Penrose
dreni yerleştirilir. Kol üç hafta bir splint ile desteklenir.
Kasiçi Transpozisyon
Kasiçi transpozisyon
için gereken insizyon kasaltına transpozisyon işlemindekiyle çoğunlukla
aynıdır; ancak bu işlemde diğer iki girişimin aksine kası kaldırmak veya
yerinde bırakmak yerine önkol fleksör kas grubu içerisinden geçen bir insizyon
yapar. Kas lifleri içerisine ulnar sinirin yerleştirileceği iyi kanlanan bir
kas yatağı oluşturablilmek için kibarca ayrılır. Ardından fasya sinirin üzerine
gevşek biçimde kapatılır. Bu işlem için de cerrahi sonrası protokol üç hafta
tam sabitlemenin ardından 10 haftalık kısıtlamalı hareketi içerir.
Medial Epikondilektomi
Uygun bir tecrübeye
sahip cerrah (sınırlı) medial epikondilektomiyi de özellikle medial epikondilin
ileri deformasyonu veya valgus deformitesi halinde tercih edebilir. Bu işlemin
esas riski ise epikondilin aşırı rezeksiyonu halinde iç yan bağın hasarlanması
sonucu gelişebilecek eklem instabilitesidir. Medial epikondilektomi için cerrahi
yaklaşım kasaltı, kasiçi ve ciltaltı transpozisyonunkiyle aynıdır. Ulnar sinir
yine medial epikondilin posteriorunda bulunur ve periostal altına doğru
diseksiyon ilerletilerek medial epikondilin kendisi ortaya konur. Medial
epikondilin rezeke edilmesi planlanan derinliği küçük bir osteotom yardımıyla
ölçülür. Bu derinlik tüm epikondilin derinliğinin %20’sini geçmemelidir. İçyan
bağın ön liflerine hasar vermemek için tüm işlem boyunca dikkat edilmelidir.
Ayrıca eklem içine girilmemesi için de özen gösterilmelidir.
Kemiğin çıkarılması
sonrası kenarlar bir törpü yada raspa yardımıyla düzleştirilmelidir. Periostal
flepler sütüre edildikten sonra dren konularak yara 4-0 naylon dikişlerle
kapatılır. Kibar eklem hareket açıklığı egzersizleri ilk hafta başlanır ancak
direnç egzersizlerinden 10 ile 12 hafta arasında uzak durulmalıdır.
Cerrahi Sonrası Bakım ve
Rehabilitasyon
İki yada üç haftalık
sabitleme ile ilişkili ortaya çıkabilecek potansiyel dirsek hareket kısıtlılığı
ve sinirin skarlaşmasının önüne geçmek amacıyla genellikle erken aktif hareket
tercih edilir. İş yükünün ve dirseğe binen gerilmelerin kademeli artışına 4 ile
8 hafta sonrasında izin verilir. Minimal invaziv ve endoskopik girişimler
sonrası kuvvet kullanmadan hareketin geri kazanılması mümkündür. Bu
girişimlerden sonra işe dönüş süresi masabaşı çalışanlar için 3-5 gün; ağır
işçiler içinse 2-3 haftadır.
Sinirin transpozisyonu
uygulanan girişimler sonrası işe gidilemeyen süre 6 ile 12 hafta arasında hatta
daha uzun olabilmektedir. Motor palsi gelişmesinde durumunda ise bir el
fizyoterapisti eşliğinde kasların güçlendirilmesi gerekir.
Komplikasyonlar
Tüm cerrahi girişimlerde
olduğu gibi enfeksiyonun eşlik ettiği yada etmediği yara yeri iyileşmesi
sorunları kübital tünel gevşetmesi sonrasında da görülebilir. Bu nedenle geniş
bir yer kaplayan hematomların boşaltılması gereklidir. Tüm kübital tünel
gevşetme cerrahisi yöntemlerinin sık komplikasyonlardan biri de ağrılı nöroma
oluşumuna yol açabilecek olan medial antebrakial kutanöz sinirin hasarıdır.12
Ulnar sinirin kendisinin
hasarlanması özellikle de ileri posttravmatik skar görülen zor diseksiyonlarda
veya epikondilektomi sonrasında görülebilir. Öne kaslatı veya ciltaltı
transpozisyonlar sonrasında proksimal diseksiyonda Struthers ligamanını içerecek
kadar yeterli gevşetme yapılmadığı durumlarda sinirin katlanmasıyla da
karşılaşılabilir. Derin fleksör fasya sinirin fleksör pronator kaslara girdiği
bölgede uygun şekilde açılmazsa distal katlanma da görülebilir.
Sinir çevresi skar
oluşum, medial intermuskular septum ve derin fleksör fasyanın yetersiz
rezeksiyonu revizyon cerrahilerinin en sık nedenidir. Medial epikondili geçen
sinirin yetersiz transpozisyonu da ağrıda artış, kötü sonuç veya nükse yol
açabilir. Nüks burada tarif edilen tüm yöntemlerde, özellikle de kas içi
transpozisyon sonrasında mümkündür. Eklemin sabitlendiği transpozisyon
girişimleri sonrasında eklem sertlikleri gelişebilir. Uygun yapılmayan
epikondilektomi sonrasında dirsek instabilitesi önemli bir komplikasyondur.
Kompleks bölgesel ağrı sendromu ise nadir görülür.
İnciler
- Ulnar sinirin gevşetilmesi retrokondiler oluktan
medial epikondilin en az 5-7 cm distal ve proksimaline kadar yapılmalıdır.
Çevresel bir diseksiyon gerekli değildir ve subluksasyona yol açmamak ve
kanlanmayı bozmamak için kaçınılmalıdır.
- Epinöroliz nadiren gereklidir (örn. ileri derecede
fibrozis varlığında) ve ulnar sinirin dirsek hizasında oluşturduğu ağsı yapıya
hasar vermemek için interfasiküler nörolizden kaçınılmalıdır.
- Bazen bir distal ulnar sinir sıkışmasını (Guyon
kanalı), proksimal sıkışmadan (kübital tünel) ayırt etmek zor olabilir.
Proksimal lezyonları belirlemede önemli bir işaret elin dorsoulnar bölgesinde
hipoestezi varlığıdır. Bu alan sinirin ana kökünden Guyon kanalının
proksimalinde ayrılan yüzeyel dalı tarafından inerve edilir.
- Büyük yada küçük tüm sinirler çevresindeki vasa
nervorum yapıları sayesinde tanınabilirler. Bunları bulmaya çalışmak cerrahı
sinirin rezeksiyonundan korur.
- Ulnar sinirin öne transpozisyonunun endike oldupu
nadir durumlarda, cerrah daha az risk taşıyan nöropeksi seçeneğini de göz
önünde bulundurmalıdır.
- Karpal tünel sendromunun aksine, kübital tünel
sendromu hastaları şikayetlerinin ortaya çıkışını gözardı etme
eğilimindedirler. Benzer şekilde bazen cerrahi sonrası iyileşmeyi de inkar
edebilirler. Bu nedenle objektif cerrahi öncesi ölçüm veirleri (iki nokta
ayrımı testi, M0-M5 arası kas gücü tesbiti, ve kavrama gücü ölçümü) dikkatlice
kayıt edilmelidir.
- Nöroloğun sinir ileti hızında yavaşlama
saptayamadığı durumlarda, cerrah hangi kasların ölçüm için kullanıldığını
kontrol etmelidir. Bazen iğnenin hipotenar kaslara batırılması normal
(yalancı-negatif) bir sonuç verebilirken; iğnenin birinci dorsal interosseoz
kasa batırılması şüphelenilen patolojik bulguyu orataya koyabilir.
- Makasla diseksiyon yapılırken, cerrah görüş alanı
dışında bir hasar yaratmamak için makasın tüm kesici yüzeyini gördüğünden emin
olmalıdır.
Şekiller
Şekil 1. Çizimler Kubital tünelin anatomisini
tasvir etmektedir.
A. Sinir sıkışmasının en sık görüldüğü bölgeler
işaretlenmiştir.
B. Fleksör pronator kasının submusküler membranında
bulunan ulnar sinirin ek potansiyel kompresyon bölgeleri.
Şekil 2.
Cerrahi sırasında çekilen fotoğraf olduğu pozisyonda açık gevşetmeyi
göstermektedir.
Şekil 3. Ulnar sinirin olduğu pozisyonda
endoskopik gevşetmesi
A. Cerrahi sırasında çekilen fotoğraf özel künt uçlu
bir forseps ile tünel açılarak endoskop için çalışma alanı açılmasını
göstermektedir.
B. Fotoğraf fleksör karpi ulnaris (FCU) kasının
fasyasının ışıklandırılmış bir spekulum ile direk görüntüleme altında
gevşetilmesini göstermektedir.
C. Spekulumun içerisinden görüntüde; kesilmiş olan
fasya, FCU’nun ayrılmış olan iki başı ve onların arasında yer alan submuskuler
membran görülmektedir.
D. Endoskopun kullanımı esnasında çekilen fotoğraf.
Diseksiyonun medial epikondilden 13 cm distale kadar uzandığına dikkat ediniz
E. Endoskopik görüntüde yumuşak doku endoskopunun
önkol fasyasının gevşetmesi sırasında oldukça iyi görüntülenebilen bir çalışma
alanı sağladığı görülmektedir.
F. Endoskopik görüntü korunması gereken medial
antebrakial kutanöz sinirin bir çaprazlayan dalının altından geçilerek önkol
fasyasının gevşetilmesini göstermeketedir.
G. Endoskopik görüntü kas dallarının mükemmel
görüntülenebilmesini ortaya koymaktadır.
Şekil 4. Cerrahi
sırasındaki görüntüler ulnar sinirin ciltaltına transpozisyonunu
göstermektedir.
A. İnsizyon ve ciltaltına transpozisyon öncesi ulnar
sinirin diseksiyonu
B. Sinirin ciltaltına transpozisyonu