Osteoporoz Tedavisinde Güncel Yaklaşımlar
2. Ulusal Genel Dahiliyeciler Kongresi, Muğla, Turkey, 11 - 14 June 2026, pp.1-3, (Full Text)
- Publication Type: Conference Paper / Full Text
- City: Muğla
- Country: Turkey
- Page Numbers: pp.1-3
- Kütahya Health Sciences University Affiliated: Yes
Abstract
Current Approaches in Osteoporosis Treatment:
Conventional Therapy, Novel Agents, and the Research Pipeline
Dr. Sertaç Erarslan
Kütahya
Health Sciences University, Faculty of Medicine, Department of Internal
Medicine
Introduction and Aim
Osteoporosis
is a systemic skeletal disease characterized by reduced bone mass and
microarchitectural deterioration of bone tissue, resulting in increased bone
fragility and fracture risk (WHO, 1994). It affects more than 500 million
people worldwide, carries a lifetime fracture risk exceeding 50% in
postmenopausal women, and is associated with a first-year mortality of up to
30% after hip fracture, making it a major public health concern. This review
aims to provide a comprehensive, guideline-based overview of osteoporosis
management—spanning diagnosis and risk assessment, conventional and novel
pharmacological agents, therapies under investigation, and special clinical
situations—in light of current guidelines (NOGG 2024, ACP 2023, ASBMR/BHOF
2024).
Diagnosis and Risk
Assessment
The
diagnostic gold standard is bone mineral density measured by dual-energy X-ray
absorptiometry (DXA) at the lumbar spine and total hip/femoral neck; a T-score
≤ −2.5 defines osteoporosis, while a T-score between −1.0 and −2.5 defines
osteopenia. FRAX® is a clinical decision-support tool that estimates an
individual's 10-year probability of major osteoporotic fracture and hip
fracture using 12 clinical risk factors; pharmacological treatment is
recommended when the 10-year hip fracture risk is ≥3% or the major osteoporotic
fracture risk is ≥20%. Patients are stratified into moderate, high, and
very-high risk categories based on T-score, FRAX result, prior fracture
history, and additional risk factors—a classification that directly guides the
decision to treat and the choice of agent.
Foundational Treatment
and Pharmacological Approaches
Weight-bearing
and resistance exercise, adequate protein intake, 1000–1200 mg/day calcium, and
800–2000 IU/day vitamin D form the foundation of care in all patient groups.
Among antiresorptive agents, bisphosphonates (alendronate, risedronate,
zoledronate, ibandronate) remain first-line therapy in most guidelines; they
reduce bone resorption by triggering osteoclast apoptosis, though caution is
required in advanced renal impairment and regarding the risks of osteonecrosis
of the jaw and atypical femoral fracture. Denosumab, a RANKL-inhibiting
monoclonal antibody, is preferred in patients with bisphosphonate intolerance
or renal impairment; however, treatment must be continued without interruption,
as discontinuation is associated with a marked increase in rebound vertebral
fracture risk. The anabolic agents teriparatide (a PTH analog) and
abaloparatide (a PTHrP analog) increase bone formation and produce net bone
gain in patients at very high fracture risk; treatment duration is limited, and
transition to antiresorptive therapy is mandatory afterward. Romosozumab, an
anti-sclerostin monoclonal antibody, exerts a unique dual anabolic and
antiresorptive effect (ARCH and FRAME trials) but is contraindicated in
patients with a history of cardiovascular events.
Therapies Under
Investigation
Next-generation
therapies include AGA2118, a bispecific antibody that simultaneously targets
sclerostin and DKK1 (Phase II ARTEMIS trial); EB613, the first oral PTH analog
(Phase II completed, Phase III planned); odanacatib, a cathepsin K inhibitor
whose development was discontinued due to cardiovascular adverse effects; and
gene therapy/stem cell approaches targeting mesenchymal stem cell osteogenesis.
While these agents aim to overcome the limitations of current therapies, most
remain in preclinical or early clinical-phase development.
Special Situations
Glucocorticoid-induced
osteoporosis (GIOP) is the most common secondary cause of osteoporosis; in
patients receiving ≥7.5 mg/day prednisone equivalent, bone-protective therapy
should be initiated without delay from the first month, with teriparatide or romosozumab
preferred in very-high-risk cases. Male osteoporosis is a frequently overlooked
clinical entity in which hip fracture mortality is approximately twice as high
as in women; hypogonadism is the most important secondary cause, and the
diagnostic and therapeutic approach follows principles similar to those used in
women.
Recent Evidence
Notable
studies published within the past year include a 2025 NEJM trial showing that
just two doses of IV zoledronate (at baseline and year 5) reduced vertebral
fracture risk by approximately 44% over 10 years in early postmenopausal women;
a review reporting that roughly 7% of patients who discontinue denosumab
without sequential antiresorptive therapy develop rebound vertebral fractures;
a review confirming that, in very-high-risk patients, an
anabolic-to-antiresorptive treatment sequence is more effective than the
reverse; and a systematic review noting that the cardiovascular safety profile
of romosozumab remains unresolved, though the risk-benefit balance generally
favors its use in patients without active cardiovascular disease.
Conclusion
Successful
osteoporosis management relies on a stepwise strategy encompassing systematic
risk stratification (FRAX + DXA), a calcium–vitamin D–exercise foundation for
all patients, individualized agent selection based on risk level
(bisphosphonate, denosumab, anabolic agent, or romosozumab), and regular
monitoring with DXA and bone turnover markers (P1NP, CTX). The anabolic-first,
antiresorptive-second approach in very-high-risk patients is increasingly
supported by strong evidence in current guidelines, and gene therapy along with
next-generation biologic agents hold the potential to reshape the treatment
paradigm within the next 5–10 years.
Keywords: Osteoporosis,
FRAX, bisphosphonate, denosumab, romosozumab, anabolic therapy, fracture risk
Osteoporoz Tedavisinde Güncel Yaklaşımlar: Klasik
Tedavi, Yeni Ajanlar ve Araştırma Gündemi
Dr. Sertaç Erarslan
Kütahya
Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
Giriş ve Amaç
Osteoporoz,
kemik kütlesinde azalma ve kemik dokusunun mikro-yapısal bozulması sonucunda
kemik kırılganlığının ve kırık riskinin arttığı sistemik bir iskelet
hastalığıdır (WHO 1994) ve dünya genelinde 500 milyondan fazla bireyi
etkileyen, postmenopozal kadınlarda ömür boyu kırık riskinin %50'yi aştığı,
femur kırığı sonrası 1. yıl mortalitesinin %30'a ulaştığı önemli bir halk
sağlığı sorunudur. Bu derlemenin amacı, tanı ve risk değerlendirmesinden klasik
ve yeni farmakolojik ajanlara, araştırma aşamasındaki tedavilere ve özel klinik
durumlara kadar osteoporoz yönetimine güncel kılavuzlar (NOGG 2024, ACP 2023,
ASBMR/BHOF 2024) ışığında kapsamlı bir bakış sunmaktır.
Tanı ve Risk
Değerlendirmesi
Tanıda altın
standart, dual-enerji X-ışını absorbsiyometrisi (DXA) ile lomber omurga ve
total kalça/femur boynundan ölçülen kemik mineral yoğunluğudur; T-skoru ≤ −2.5
osteoporoz, −1.0 ile −2.5 arası osteopeni olarak sınıflanır. FRAX®, bireyin
önümüzdeki 10 yıl içinde majör osteoporotik kırık ve kalça kırığı geçirme
olasılığını 12 klinik risk faktörü üzerinden hesaplayan bir karar destek
aracıdır; 10 yıllık kalça kırığı riski ≥%3 veya majör osteoporotik kırık riski
≥%20 olduğunda farmakolojik tedavi başlanması önerilir. Hastalar T-skoru, FRAX
sonucu, önceki kırık öyküsü ve ek risk faktörlerine göre orta, yüksek ve çok
yüksek risk gruplarına ayrılır; bu sınıflama tedavi başlama kararını ve ajan
seçimini doğrudan yönlendirir.
Temel Tedavi ve
Farmakolojik Yaklaşımlar
Tüm hasta
gruplarında ağırlık taşıyan ve direnç egzersizleri, yeterli protein alımı,
günde 1000-1200 mg kalsiyum ve 800-2000 IU D vitamini temel tedaviyi oluşturur.
Antiresorptif ajanlar arasında bifosfonatlar (alendronat, risedronat,
zoledronat, ibandronat) çoğu kılavuzda birinci basamak tedavi olarak yer alır;
osteoklast apoptozisini tetikleyerek kemik yıkımını azaltırlar, ancak ileri
böbrek yetmezliğinde, çene osteonekrozu ve atipik femur kırığı riskinde dikkat
gerektirir. Denosumab, RANKL inhibitörü bir monoklonal antikor olup bifosfonat
intoleransı veya böbrek yetmezliği olan hastalarda tercih edilir; ancak
tedavinin kesintisiz sürdürülmesi zorunludur, aksi hâlde rebound vertebral
kırık riski belirgin şekilde artar. Anabolik ajanlar olan teriparatid (PTH
analoğu) ve abaloparatid (PTHrP analoğu), çok yüksek kırık riskli hastalarda
kemik formasyonunu artırarak net kemik kazancı sağlar; tedavi süresi sınırlıdır
ve ardından mutlaka antiresorptif tedaviye geçilmelidir. Romosozumab,
anti-sklerostin monoklonal antikoru olarak hem anabolik hem antiresorptif ikili
etki gösterir (ARCH ve FRAME çalışmaları); kardiyovasküler olay öyküsü olan
hastalarda kontrendikedir.
Araştırma Aşamasındaki
Tedaviler
Gelecek
nesil tedaviler arasında sklerostin ve DKK1'i eş zamanlı hedefleyen bispesifik
antikor AGA2118 (Faz II ARTEMIS çalışması), ilk oral PTH analoğu olan EB613
(Faz II tamamlandı, Faz III planlanıyor), kardiyovasküler yan etkiler nedeniyle
geliştirilmesi durdurulan katepsin K inhibitörü odanacatib, ve mezenkimal kök
hücre osteogenezini hedefleyen gen terapisi/kök hücre yaklaşımları yer
almaktadır. Bu ajanlar mevcut tedavilerin sınırlılıklarını aşmayı hedeflemekle
birlikte çoğu henüz preklinik veya erken klinik faz aşamasındadır.
Özel Durumlar
Glukokortikoid
ilişkili osteoporoz (GIOP), osteoporozun en sık sekonder nedenidir; ≥7.5 mg/gün
prednizon eşdeğeri kullanan hastalarda kemik koruyucu tedavi 1. aydan itibaren
geciktirilmeden başlanmalı, çok yüksek riskli olgularda teriparatid veya
romosozumab tercih edilmelidir. Erkek osteoporozu, sıklıkla göz ardı edilen
ancak kalça kırığı mortalitesinin kadınlara kıyasla yaklaşık 2 kat daha yüksek
olduğu bir klinik tablodur; hipogonadizm en önemli sekonder nedendir ve
tanı-tedavi yaklaşımı kadınlarla benzer prensiplere dayanır.
Güncel Kanıtlar
Son bir
yılda yayınlanan önemli çalışmalar arasında, erken postmenopozal kadınlarda
yalnızca 2 doz IV zoledronatın (başlangıç ve 5. yıl) 10 yıl boyunca vertebral
kırık riskini ~%44 azalttığını gösteren NEJM 2025 çalışması, denosumab
kesilmesinde sıralı antiresorptif tedavi verilmediğinde hastaların yaklaşık
%7'sinde rebound vertebral kırık geliştiğini gösteren derleme, çok yüksek
riskli hastalarda anabolik-antiresorptif sıralamasının tersine göre daha etkili
olduğunu doğrulayan derleme ve romosozumabın kardiyovasküler güvenlik
profilinin halen netlik kazanmadığını, aktif kardiyovasküler hastalık öyküsü
olmayan hastalarda risk-yarar dengesinin genellikle lehte olduğunu bildiren
sistematik derleme yer almaktadır.
Sonuç
Osteoporoz
yönetiminde başarı; sistematik risk katmanlaması (FRAX + DXA), tüm hastalarda
kalsiyum-D vitamini-egzersiz temelli yaklaşım, risk düzeyine göre
kişiselleştirilmiş ajan seçimi (bifosfonat, denosumab, anabolik ajan veya
romosozumab) ve düzenli DXA/kemik döngü belirteçleri (P1NP, CTX) ile izlemi
kapsayan basamaklı bir stratejiye dayanır. Çok yüksek riskli hastalarda
anabolik-önce-antiresorptif-sonra yaklaşımı güncel kılavuzlarda giderek daha
güçlü kanıt düzeyiyle desteklenmekte, gen terapisi ve yeni nesil biyolojik
ajanlar önümüzdeki 5-10 yıl içinde tedavi paradigmasını değiştirme potansiyeli
taşımaktadır.
Anahtar Kelimeler: Osteoporoz,
FRAX, bifosfonat, denosumab, romosozumab, anabolik tedavi, kırık riski