Hiperkapnik Solunum Yetmezlikli (HSY) Hastaların Yoğun Bakımda Noninvaziv Mekanik Ventilasyon (NIV) Tedavisinde Otomatik Titrasyon Fark Yaratıyor Mu?


Creative Commons License

Gönderen K. , Gürsel G., Zerman A., Başarık B., Aydoğdu M., Memedova S.

11. ULUSAL DAHİLİ VE CERRAHİ BİLİMLER YOĞUN BAKIM KONGRESİ, Antalya, Türkiye, 12 - 15 Kasım 2014, ss.2-3

  • Basıldığı Şehir: Antalya
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayısı: ss.2-3

Özet

Amaç: Son yıllarda NIV tedavisinde otomatik CPAP, adaptive servo ventilasyon (ASV) ve AVAPS gibi otomatik titrasyon modları giderek artan bir şekilde kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı yeni bir otomatik titrasyon modu olan ve henüz literatürde hakkında bir çalışma olmayan Avarage Volüme Assured Pressure Support-Automatic EPAP (AVAPS-AE)’un etkinliğini değerlendirmektir. Mod inspiryum basıncını hedeflenen tidal volüme göre, ekspiryum basıncını ise ölçtüğü üst solunum yolu direncine göre otomatik olarak titre etmektedir. Yoğun bakım ünitesinde (YBÜ) potansiyel avantajları uyku sırasında EPAP titrasyonu yaparak obstrüktif apneleri önleyebilmesi ve otomatik titrasyonla iş yükünü azaltabilmesidir. Gereç ve Yöntem: Yeni otomatik titrasyon modu standart mod kabul edilen BİPAP’la ve diğer volüm hedefli mod olan AVAPS’la karşılaştırıldı. Çalışmaya AVAPS-AE (n:28), AVAPS (n:22), BIPAP (n:20) gruplarından toplam 70 hasta alındı. AVAPS-AE grubu prospektif olarak oluşturulurken diğer 2 grup retrospektif olarak demografik özellikleri, yatış tanıları, arter kan gazları(AKG), APACHE II leri, günlük NIV uygulama sürelerine göre bu grupla eşlendi. Tüm hastalara gündüzleri mümkün olduğunca ve gece 12 ile sabah 06 arasında kesintisiz NIV uygulandı. Çalışma boyunca NIV tedavisi için Trilogy 100 cihazı (Philips Respironics) ve onun yazılımı olan Direct View(DW) programı kullanıldı. Retrospektif veriler de buradan alındı. Gruplar gündüz ventilasyonlarının değerlendirilmesi için tedavi sonrası alınan AKG ortalamaları ile, gece ventilasyonu açısından ise sabah 06 AKG ile değerlendirildi. Yine DW programından hastaların uygulanan maksimum ve minimum insipiryum ve ekspiryum basınçları, tidal volümleri, dakika ventilasyonları, ortalama kaçak miktarı, günlük kullanım süreleri ve NIV günleri kaydedildi. Bunların dışında modların neden olduğu iş yükü açısından yatış boyunca kaç kez mod ve basınç değişikliği yapıldığı kaydedildi. İstatistiksel analizler için t test ve Chi kare testi kullanıldı. Sonuçlar: Yatış AKG da pH:7,34±0,05, PaO2:74±12 mmHg, PaCO2:67±8 mmHg, HCO3:33±5, %O2 Sat:93±3. AVAPS-AE modu BIPAP modu ile karşılaştırıldığında; 3. ve 4. günlerde AVAPS-AE grubunda PaCO2 anlamlı olarak daha çok hastada ve daha fazla düştü (p<0,05). İkinci günden sonra sabah 06 AKG da AVAPS-AE grubundaki hastaların PaO2 değerleri anlamlı olarak yüksek PaCO2 değerleri ise anlamlı olarak daha düşüktü (p<0,05). NIV gün (6±2 ve 8±3, p:0,011), mod ve basınç değişkliği yapma gereği de AVAPS-AE grubunda daha düşüktü (p<0,05). AVAPS-AE ve AVAPS grubu karşılaştırıldığında; AVAPS-AE grubunda gündüz PaCO2 değerleri anlamlı olarak düşük olup (52±8 & 58±8, p:0,021), 06 AKG da 2. günden itibaren PaO2 ve PaCO2 değerleri anlamlı olarak daha iyiydi (p<0,05). AVAPS grubunda daha fazla basınç ayar değişikliği yapılmıştı (0,3±1 & 2±2 p<0,05) ve NIV gün daha uzundu (6±2 ve 8±3, p:0,011). Diğer 2 modla karşılaştırıldığında AVAPS-AE anlamlı olarak yüksek EPAP düzeyleri, BIPAP la karşılaştırıldığında anlamlı yüksek IPAP düzeyleri (p<0,05) ve her 2 moda göre daha yüksek kaçak miktarları ile çalıştı. Çıkarım: AVAPS-AE modu BIPAP ve AVAPS la karşılaştırıldığında muhtemelen uyku sırasında oluşan obstrüktif apneleri önleyerek özellikle noktürnal hipoventilasyonu daha etkili olarak tedavi etmiş, manuel titrasyonun neden olduğu iş yükünü azaltmış ve NIV süresini kısaltmıştır.