Spontan Heterotopik Gebelik


Soysal C. , Çetin C., Ürünsak İ. F. , Eskiyörük İ.

13. Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Kongresi, Antalya, Türkiye, 11 - 15 Mayıs 2015, ss.119-120

  • Basıldığı Şehir: Antalya
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayısı: ss.119-120

Özet

                             Spontan Heterotopik Gebelik

 

                                            Soysal C., Ürünsak İ.F., Çetin C., Eskiyörük İ.

                   Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı

 

Giriş: Heterotopik gebelik, intrauterin ve ektopik gebeliğin aynı zamanda oluşmasıdır. 1948’ de Devoe ve Pratt’ın çalışmasında bu oran 1/30000 olarak bildirilmiştir. Fakat literatürde 1/30000 olarak bilinen klasik insidansının yeni analizlerde 1/3889 olarak revize edildiği ve bu oranın yardımcı üreme teknoloji (YÜT) sikluslarında 1/100 kadar olabileceği bildirilmiştir.

 

Olgu Sunumu: 30 yaşında bayan hasta, karın ağrısı nedeni ile kliniğimize başvurdu. Gravida 2, parite 1, abortus öyküsü yok. 6 yıl önce vajinal yoldan doğum ile yaşayan bir erkek çocuğu var. Herhangi bir yardımcı üreme tekniği kullanmayan hastanın son adet tarihine göre 7 haftalık gebeliği mevcuttu. Yapılan vajinal USG’ de intrauterin 6 hafta 3 gün ile uyumlu, içerisinde yolk sak bulunan fakat henüz fetusun izlenmediği gebelik kesesi ve sağ tubal alanda 6 hafta 1 gün ile uyumlu gebelik kesesi mevcuttu. Douglasta orta düzeyde serbest sıvı vardı. Fizik muayenede hastanın vitalleri stabil, akut batın tablosu yoktu. Hb: 11,6 mg/dl, Hematokrit ise 36 % olarak görüldü. Hastanın akut batın bulgularının olmaması, vitallerinin stabil seyretmesi ve laboratuar bulgularının değişmemesi sebebi ile 2 gün kliniğimizde yatırılarak izlendi. Bu süre zarfında B-hCG ikiye katlanarak arttı. Sonrasında hastaya yapılan kontrol transvajinal USG’ de intrauterin gebelik kesesi ve sağ tubada olduğu düşünülen ektopik kese boyutlarının değişmediği görüldü ancak batındaki serbest sıvının bir miktar artması ve hastanın operasyon isteği nedeni ile laparoskopi yapıldı. Laparoskopide douglasta 250 cc kadar hemorajik sıvı mevcuttu. Sağ tuba fimbrial uçta rüptüre olmamış ektopik gebelik kesesi izlendi. Fimrial uçtan kanaması olan hastaya sağ salpenjektomi yapıldı. Hastanın intrauterin gebeliğin devamını istemesi sebebi ile intrakaviter herhangi bir işlem yapılmadı. Postop dönemde hastanın intrauterin gebeliği sorunsuz şekilde devam etti.

 

Sonuç:

Heterotopik gebelikler, her ne kadar yardımcı üreme tekniklerinin bir komplikasyonu olarak bilinse de bunların çok nadiren spontan olarak da gelişebileceği akılda tutulmalıdır. Bu yüzden erken gebelik döneminde yapılan ultrasonografide sadece intrauterin gebelik kesesinin değerlendirilmesi ile yetinilmemeli, mutlaka adneksal alanlar da değerlendirilmelidir.