SGLT-2 İNHİBİTÖRLERİNE SEKONDER GELİŞEN DİYABETİK KETOASİDOZ; OLGU SUNUMU İLE BİRLİKTE DEĞERLENDİRME
4. iç hastalıkları akademisi kongresi, Lefkoşa, Kıbrıs (Kktc), 9 - 12 Nisan 2020, ss.57-58, (Tam Metin Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
- Basıldığı Şehir: Lefkoşa
- Basıldığı Ülke: Kıbrıs (Kktc)
- Sayfa Sayıları: ss.57-58
- Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
SGLT-2 inhibitörlerine sekonder gelişen diyabetik
ketoasidoz; olgu sunumu ile birlikte değerlendirme
|
Sertaş Erarslan 1 |
|
|
|
1Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları Ana
Bilim Dalı |
|
|
Giriş : SGLT2 inhibitörleri(SGLT2-İ) böbrekte proksimal
tubulde glukoz geri emilimini inhibe ederek etki gösteren oral antidiyabetik
ilaç grubudur. Hiperglisemiyi düzeltici etkisi insülinden bağımsızdır ve
hipoglisemi riski neredeyse yoktur. Başlıca yan etkileri arasında genitoüriner
sistem infeksiyon risk artışı, poliüri, sıvı kaybı, hipotansiyon, baş dönmesi,
LDL-kolesterol ve serum kreatinin düzeylerini bir miktar yükseltmesi gibi
durumlar bulunur. Ayrıca SGLT2-İ kullanan diyabetli hastalarda kan glukoz
seviyesi yükselmeden diyabetik ketoasidoz(DKA) gelişebilmektedir. Bu olgumuzda
SGLT2-İ olan empagliflozin kullanımına bağlı gelişen öglisemik DKA vakasının
tanı ve tedavi sürecini sunmayı amaçladık.
Materyel Metod : Olgu: 51 yaşında erkek hasta, acil servise bilinç
bulanıklığı, uykuya meyil, bulantı, kusma şikayetleri ile getirildi. Hastada
tip2 Diyabet Mellitus(DM tip2) hastalığı olduğu, uzun yol şoförlüğü yaptığı
öğrenildi. Vital bulgularında normal ölçüldü, kapiller kan glukozu 192 mg/dl
olarak ölçüldü. Metabolik veya nörolojik patoloji düşünülen hastadan kan ve
idrar örekleri alındı, beyin tomografisi çekilmesi planlandı. Kayıtlardan 1 gün
önce acile servise bulantı, kusma, karın ağrısı şikayetleri ile başvuran
hastada ketonüri tespit edildiği, fakat hiperglisemi olmadığı için kusmaya
bağlı geliştiği düşünülmüş. Çekilen beyin BT’de akut nörolojik patoloji tespit
edilmedi. Tetkiklerde hafif üremi, ketonüri ve derin metabolik asidoz tespit
edildi(tablo-1). Empagliflozin kullanan hasta öglisemik diyabetik ketoasidoz
(DKA) tanısıyla yoğun bakıma yatırıldı. 72 saat sonunda ketoasidoz tablosu
düzeldi ve iç hastalıkları servisine alındı(Tablo-2). Bakılan c-peptid alt
sınırda geldi, intensif insülin tedavisi planlandı, fakat tedaviyi reddeden
hasta red formu düzenledi, kendi isteği ile taburcu oldu.
Tartışma : DKA hiperglisemi, asidoz ve keton cisimlerinin artışı
ile karakterize diyabetin akut komplikasyonudur. Klinikte bulantı-kusma, karın
ağrısı, halsizlik, asidoz derinliğine göre değişen bilinç durumu görülür. Öglisemik
DKA benzer klinik bulgulara sahip olmasına rağmen laboratuarda hiperglisemi
yoktur veya hafif düzeyde vardır. İlk olarak 1973 yılında Munro ve ark
tarafından tanımlanmıştır. Etyolojisinde gestasyonel diyabet, azalmış kalori
alımı, kokain kullanımı, pankreatit, aşırı alkol alımı gibi sebepler yer alır.
Hastamızda gelişen diyabetik ketoasidozun etyolojisinde uzun süren açlık,
azalmış kalori alımı ve azalmış pankreas rezervi gibi sebepler sayılabilir.
SGLT2-İ'leri uzamış açlıkta, azalmış kalori alımı durumlarında glikozüri ile
kalori kaybına, yine bu nedenle osmotik diürez ve sıvı kaybına neden olarak DKA
gelişimine katkıda bulunabileceği bilinmektedir. Ayrıca SGLT2-İ kullanımının
öglisemiye neden olarak DKA tanısını geciktirebileceği unutulmamalıdır.
Sonuç : SGLT2-İ kullanan, DKA kliniği ile başvuran fakat
hiperglisemik olmayan diyabetik hastalarda öglisemik DKA olabileceği
düşünülmelidir.
Anahtar Kelimeler: SGLT-2 inhibitörleri, Diyabet, Ketoasidoz