Stanford tip A aort diseksiyonlarının cerrahisinde anatomik yayılım ve klinik prezentasyonun önemi


Creative Commons License

Alptekin Erkul G. S. , Erkul S. , Akgül E. , Özdomaniç İ. F. , Özhan A., Parlar A. İ. , ...More

Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği 16. Kongresi, 12 - 15 November 2020, vol.28, no.165, pp.138

  • Publication Type: Conference Paper / Summary Text
  • Volume: 28
  • Page Numbers: pp.138

Abstract

Giriş: Stanford Tip A aort diseksiyonlarının (TAAD) cerrahi tedavisinde hastalığın anatomik yayılımı ve hastanın operasyona giriş kliniğinin sonuçlara etkisini incelemeyi amaçladık. Yöntemler: Ekim 2018-Temmuz 2020 tarihleri arasında kliniğimizde TAAD nedeniyle opere ettiğimiz olgularımızı inceledik. Bulgular: 24 hasta TAAD nedeniyle opere edildi. İki hasta izole asendan aort tutulumu, 2 hasta asendan aort+arkus damarlarının tutulumu (nonA- nonB), 4 hasta suprarenal seviyeye uzanan diseksiyon, 12 hasta bilateral ana iliyak arterlere uzanan diseksiyon, 2 hasta geçirilmiş koroner cerrahi sonrası dissekan aort anevrizması, 1 hasta rüptüre tip B aort diseksiyonu operasyonu (TBAD) sonrası retrograd asendan aort diseksiyonu (rAAD), 1 hasta TBAD nedeniyle geçirdiği torasik endovasküler aort tamiri sonrası rAAD nedeniyle opere edildi. 8 hasta rüptür veya tamponad nedeniyle kardiyopulmoner resüsitasyon altında veya bozuk hemodinamik durumda operasyona alındı. Bental prosedürü (rAAD vakaları hariç tutulduğunda) ve hemiarkus replasmanı yapılan hastalarda, bu prosedürlerin uygulanmadığı hasta grubuna göre erken dönem mortalite daha düşük saptandı (sırasıyla, %30, %58,3; 28,5, %58,8). Sağkalımın olduğu hastalarda subklaviyen kanülasyon tercih edilmişti (n=12/13). Sonuç: Subklaviyen kanülasyonun özellikle antegrad serebral perfüzyon imkanı sağlamasıyla sağ kalımı olumlu etkilediğini düşünmekteyiz. Ancak farklı supraaortik ve visseral damar tutulumları veya kötü preoperatif klinik durum TAAD’ın oldukça farklı alt grupları olduğuna işaret etmektedir. Dolayısıyla kanülasyon stratejisi ve sağkalım da bu durumdan etkilenmektedir. Artan kardiyak cerrahiler, endovasküler girişimler ve TBAD’ın retrograd yayılımı nedeniyle gelişen asendan aort diseksiyonları tüm olguların içerisinde azımsanmayacak bir grubu oluşturmaktadır. Bu durum ilerleyen yıllarda halihazırda cerrahisi komplike olan aort diseksiyon vakalarının daha da komplike olacağını düşündürmektedir. Anahtar sözcükler: Bentall, hemiarkus replasmanı, retrograd asendan aort diseksiyonu, subklaviyen kanülasyon, tip A aort diseksiyonu.